ruanda soykırımı
ruanda soykırımı

Ruanda Soykırımı

Hiroşima ve Nagazaki nükleer katliamından sonra ne yazık ki en hızlı insan ölümüne sahne olmuş yer Ruanda’dır. 100 gün süren  Ruanda Soykırımı tahmin edilemeyecek derecede ağır sonuçlar doğurmuş ve 1.000.000 ‘a yakın insan ölmüştür.

Dünya bu insanlık dramına birçok yerde olduğu gibi yine sessiz kalmıştır. Silah tüccarlığı yaparak halkını feraha kavuşturmaya çalışan bazı Avrupalı devletler katliamın fitilini yakmış ve ateşi körüklemiştir.

İnsanlık tarihine kara bir leke olarak adını yazdırmış olan Ruanda Soykırımı; bu soykırıma ses çıkarmayıp göz yuman Avrupalı hümanist (!) devletleri ve Birleşmiş Milletleri bu yazımda ele alacağım. Gelin önce Ruanda’yı ve Ruanda halkını tanıyalım.

İlk Bakışta Ruanda

Ruanda Soykırımı Orta Afrika’da Demokratik Kongo Cumhuriyetiyle Tanzanya arasında kalan Ruanda’da yaşanmıştır. Ruanda’nın denize kıyısı yoktur; halkı sefalet ile zorluklar içinde yaşamaktadır ve yaşatılmaktadır!

Ruanda halkının dinini bilmenize gerek yoktur çünkü onlar için din ayrımından daha önemli olan bir ayrım vardır. Hutu ve Tutsi ayrımı.

ruanda soykırımı
ruanda soykırımı

Hutu ve Tutsi İlişkileri

Ruanda 19. yy da Belçika sömürgesiydi. Belçikalılar Ruandalıları akla, mantığa sığmayacak kriterlerle sınıflara ayırmıştı. İnce, alımlı, güzel denilebilecek kişiler Tutsi diğerleri ise Hutu şeklinde sınıflandırıldı. Tutsilerin sayısı hutulara oranla daha azdı.  Senaryo belliydi. Azınlık çoğunluğu yönetirse kaos çıkar. Planladıkları kaos sonucu Ruanda Soykırımı gerçekleşti. İlk etapta planlı bir şekilde Tutsileri el üstünde tutup Hutuları sosyal, siyasi ve ekonomik alanlarda ezdiler. 1950’ye gelince ise ani bir dönüşle Hutuları desteklemeye başladılar. Güç ve destek artık hutulardaydı.  Hutuların 60 yıllık ezilmesinin sonucu ise Tutsi düşmanlığıydı .

Hutuların öç alma düşüncesiyle ilk eylemi 1959’da gerçekleşti. Belçika’nın desteğiyle Hutular 20.000 Tutsiyi katlettiler. Okumuş ve durumu bir nebze iyi olan Tutsiler komşu ülkelere göç ettiler. 1962’de Ruanda bağımsız bir devlet haline geldi ve yönetime Hutu hükümeti geldi. Hutu hükümetinin yaptığı ilk icraat, Tutsi haklarını kaldırmaktan geçti. Tutsiler, ezilen taraftı bu sefer. Toplumun her yerinde dışlanıyorlardı. Bu arada göç eden Tutsiler Ruanda Yurtseverler Birliğini(RYB) kurdular. 1990 yılına geldiğimizde ise RYB silahlanmış ve Ruanda Hükümeti ile silahlı çatışmaya girmişti. Silahlı mücadele 1992’de yerini siyasal mücadeleye bıraktı. Lakin savaş bitmeyecekti çünkü savaşın bitmesi kimi ülkelerin işine gelmiyordu!

RYB silah bıraktıktan sonra aşırı milliyetçi Hutular,  İnterahamwe  adında askeri bir örgüt kurup silahlandılar. Tutsilerin oturdukları yerleri fişleyip kayıt altına alıyorlardı. Tutsilere düşmanlık beslemeyen Hutular bile hedeflerindeydi. Ruanda halkının dibine dinamitler döşemişti. Bir tek geriye fitillerin ateşlenmesi kalıyordu  ve fitilin ateşlendiği tarih 6 Nisan 1994’tü.

Soykırım Günü: 6 Nisan 1994 !

Bir Hutu olan, Ruanda devlet başkanının bindiği uçak başkentte düşürüldü ve Ruanda’da kazan kaynamaya başladı. İnterahamwe örgütünün, Tutsileri katletmek için aradığı bahane gerçekleşmişti.

Hutular fişlemiş oldukları Tutsileri öldürmeye başlamıştı. Dünya bir insanlık dramı yaşıyordu. Çocuk , bebek, kadın demeden herkes öldürülüyordu. Hükümet katillere göz yumuyor , ordu  İnterahamwe militanlarına silah ve ekipman desteği veriyordu. Tutsiler , hükümetten umutlarını kesmişlerdi . Tek umutları kalmıştı o da BM askerleriydi. BM ise olaylar sırasında 10 Belçika askerinin ölmesini sebep göstererek 2000 civarında olan asker sayısını 240’a indirmişti ve kalan askerlere gözlem görevini vermişti. Evet sadece gözlem yapacaklardı!

ruanda
ruanda

İnterahamwe örgütünün çekindiği tek güç olan BM Barış Gücü askerleri de meydandan çekilince katillerin işi daha kolay hale geldi. Tutsiler için tek umut RYB militanlarıydı. RYB militanları doğudan başlayarak başkente doğru ilerliyordu. Tutsiler için kurtuluş umudu doğudan gözükmeye başlarken, olayların başından beri sessiz kalan Fransa ‘’Ruanda’da katliam var . Katliamı durdurmak için Hükümete silah desteği vermeliyiz. ‘’ diyerek adeta katillere silah desteği sağlayıp , akıl tutulması yaşıyordu.

Nitekim RYB militanlarının ilerleyişi devam etti ve otomatik silahları olan RYB militanlarından çekinen Hutular ve İnterahamwe militanları göç etmeye başladı. Artık Ruanda devletine ait hiçbir resmi organ kalmamıştı. Bir ülke ve halk göz göre göre sömürülmüş, bölünmüş ve katledilmişti…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
1215

4 YORUMLAR

  1. Açıklayıcı bir yazı olmuş. Ruanda Soykırımı üzerine araştırmalar yapıyordum. Bu yazı sayesinde de kafamda birkaç nokta tam olarak oturmuş oldu. Eleştirel bir şekilde yazmanız da ayrıca hoşuma gitti. Teşekkürler

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin