saat 23 21
saat 23 21

Saat 23.21
Günün yorgunluğu, gecenin karanlığı çökmüş üzerime.
Görünmez olmak, kaybolmak, soyutlanmak istiyorum tüm kalabalıklardan, bunca insandan.
Unutulmak istiyorum.
Ve de unutmak istiyorum.
Kim olduğumu, ismimi, cismimi her şeyi unutmak istiyorum.
Ama korkuyorum.
Hem kaybolmak istiyorum hem de kaybolmaktan korkuyorum.
Kendimle savaşmaktan yoruluyorum.
Bir an önce nefsimle olan mücadeleden sıyrılmam gerektiğini düşünüyorum.
Bir hınçla telefonu, kulaklığı alıp çekiliyorum köşeme.
Küçücük bir balkon.
Kırmızı bir sandalye, küçük bir masa, saksıda rengini seçemediğim çiçekler.
Deri kırmızı sandalyeye oturuyorum. Ömrünün dolduğunu belli edercesine sesler çıkarıyor.
Dinlemiyorum, duymamazlıktan geliyorum çığlığını.
Takıyorum kulaklıkları. Ahmet Aslan’ın o içimi kavuran sesinden bi’ şarkı açıyorum.
Göğe kaldırıyorum başımı. Şehrin artan ışıklarının gizlediği yıldızlar…

Birkaç tanesi o şatafatlı bina ışınlarına isyan edercesine ışıl ışıl parıldıyor. Yağmurun habercisi olan pembe bulutları seyrediyorum.
Sonra kedileri düşünüyorum. Dünyanın neden yuvarlak olduğunu, düz olsaydı ne olacağını. Evreni, Samanyolu’nu, uzak boşluğunu nasıl bir şey olduğunu düşünüyorum. Mavi’yi düşünüyorum. Neden bu kadar sevdiğini, ardından benim neden bu kadar sevdiğimi düşünüyorum. Fark ediyorum ki benim sevgim maviye değil onun maviyi sevmesine.
Annemin hiç usanmadan kalbine yasemin çiçeği tohumları ekmesini düşünüyorum.
Babamın yaşlarla dolu ela gözlerini düşünüyorum. Bize her bakışında dünyayı bahşettiğini anımsıyorum.
Derken Ahmet Aslan giriyor araya. Nesimi’nin şu sözlerini fısıldıyor imdadıma yetişircesine.

“Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren Hûdadır, kula minnet eylemem”

Her şey boşmuş gibi geliyor. Derdim tasam, dünya telaşım. Henüz birkaç dakika evvel kafa yorduklarım. Uğruna methiyeler dizdiklerim, ağıtlar yaktıklarım, sonsuzluğa uğurladıklarım.
Yapma diyorum kendime, üzme bu kadar kendini, yıpratma.
Bir anlığına dinliyor gibi oluyorum yine kendimi.
Ama sonra her şeyin sil baştan tekrar edeceğini biliyorum.
Lakin bazen bilmek yetmiyor.
İstiyorum ki istediğim kişi olabileyim, istediğim güce sahip olabileyim.
Yapamıyorum, başaramıyorum.
Ama yılmıyorum da. Biliyorum ki pes edersem biterim. Umudumu yitirirsem kaybederim. Kaybetmeyeceğim. Kaybettirmelerine izin vermeyeceğim.
İzin vermeyeceğim.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
58

2 YORUMLAR

  1. benzer hisleri yaşayan birisini daha buldum desem 🙂 kaderin cilvesi… diğer yazılarınızı da takip edeceğim

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin