sağ sol
sağ sol

İdeolojik iki kavram. Herkesin dilinde, çoğu siyasal ve toplumsal çatışmaların temeli. Ne olduğunu dahi bilmediğimiz bu kavramların peşinden neden gideriz? Nedir sağ ve sol?

Kısa bir tarih turu yapmamız gerekiyor. Her ne kadar sağ ve sol düşüncelerin çatışması insanlığın başından sonuna kadar vardıysa da siyasi literatüre girişi 1760’lı yıllara dayanır. Bu dönemde bitmek bilmeyen savaşlar ve yoksulluk yüzünden toplumsal buhranlar yaşanmaktadır. Fransa Kralı 16. Louis değişim baskılarına dayanamaz ve meclisi toplamak zorunda kalır. Mecliste tartışmalar süregelirken kralın veto hakkı üzerine bir anlaşmazlık çıkar. Kralın veto yetkisinin bulunmasını savunanlar meclisin sağ tarafına, veto yetkisinin haksızlık olduğunu savunan kesim ise sol tarafına yerleşir. İşte meşhur sağ sol kavramı da Fransa’nın bu meclisinde, benzer ideolojiye sahip vekillerin oturma şeklinden ortaya çıktmıştır. Sağda oturan gelenekçi kesim, solda oturan değişimci kesim. Böylece aslında insanlığın başından bu yana var olan sağ-sol çatışması siyasi literatürde tanımlanmış olur.

Gelenekçi kesim bu dönemde hep krallığın savunucusu olduğu gibi aynı zamanda dini ve ırki özellikleri de sürekli ön planda tutarak bunu bir koz gibi varlığını sürdürme aracı olarak kullanır. Değişimciler ise krallığın politikalarının insanlar arasında eşitsizliğe sebep olduğunu savunuyor ve bu yüzden değişim istiyordu. Bu sebeplerden ötürü sağcılara ‘gerici’, solculara ise ‘ilerici’ deniyordu. Çünkü sağcılar eskiyi muhafaza etmeyi, solcular ise değiştirmeyi planlıyordu. Buradan yola çıkarak sağ-sol kavramının gelenekçiler/yenilikçiler olarak anlam kazanmıştır.

Belirtmek gerekir ki ne geleneklere sahip çıkma fikri nede değişim isteme fikri hor görülecek bir şey değildir. Nede olsa bunlar birer fikirdir ve kişisel tercihlerdir. Bu noktada söz konusu fikirlerin her ikisine de saygı duymak varacağımız sonuç olmalıdır keza her iki fikrin de amacı bir adım daha ileri gitmektir. Seçilen yolun farklılığı varılmak istenen sonucu değiştirmeyecektir.

sağcılık ve solculuk
sağcılık ve solculuk

Hal böyleyken ülkemizde ise durum çok uç noktalara taşınmıştır. Sağ ve Sol bir döneme(1970-1980) damgasını vurmuş, bu dönem silahlı çatışmalar ve katliamlar dönemi olarak tanımlanmıştır. Sağ ve sol bir dava ruhuna bürünmüş, insanlar kutuplaşmış, uğruna canlar verilmiştir… Vatanını en az diğeri kadar seven bu iki grup, karşısındakine vatan haini diyerek birbirine kıymıştır. Hayatını kaybeden her birey muhakkak ülkesi ve insanı için bir şeyler umuyordu ancak her iki taraf da kazanamadı; hem sol hem sağ kesim kaybetti. Ülke kaybetti. Tam da bu noktada Gandhi’nin şu sözlerini bizim için anlam kazandı: “Uğruna ölebileceğim birçok davam var, fakat uğruna öldürebileceğim hiçbir davam yok.

gandhi
gandhi

Her ne kadar günümüz Türkiyesi fiziksel olarak o dönemki kadar şiddet barındırmasa da, sağ ve sol çatışması insanımızı birbirinden kin duyacak derecede psikolojik olarak ayırmıştır. Cemil Meriç şu şekilde anlatmıştır: ”Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.  Toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı.  Sol’un halk vicdanında yarattığı tedailer: casusluk, darağaçları, Moskova; Sağın müphem, sevimsiz, sinsi bir iki hayal. Hristiyan Avrupanın bu habis kelimelerinden bize ne? Bu maskeli haydutları hafızalarımızdan kovmak ve kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak. Sol Latince de kötü, uğursuz, berbat demek. Sağ kibar ve imtiyazlı. Bütün semavi dinlerde böyle değil mi? Nezleye yakalanır gibi ideolojilere yakalanıyoruz. İdeolojilere ve kelimelere.

cemil meriç
cemil meriç

Gündemimizden bir an olsun eksilmeyen bu iki yabancı, siyaseten bizi öylesine ayırmıştır ki doğruya doğru; yanlışa yanlış diyebilmek güç bir hal almıştır. Fikrin hangi kesim tarafından ileri sürüldüğü, fikrin doğruluğu ve amacının önüne geçmiş, gerçekler karşısında gözlerimize perde çekmiştir.

Meselelere sağdan veyahut soldan bakanlar bunu karşı tarafı düşman, kendini mutlak doğru bilerek körü körüne yaptıkça yol katedemeyecektir. Doğru olup olmadığını düşünmeden bulunduğu kesim itibarıyla eleştirenler yahut övenler kaybetmeye de mahkum olacaklardır. Kendisini bu iki ifritin aşırılığından, gözlerini kör edişinden koruyanlar ise hangi tarafta olurlarsa olsunlar hakikati görebileceklerdir. Bilinmelidir ki:

Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun! Göreceksiniz çok kalabalık olacaksınız!” (Cemil MERİÇ)

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
1

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin