sahibine ulaşmamış mektup
sahibine ulaşmamış mektup

Bugün bir mektup yazdım.
Benden her geçen gün kaçıp uzaklaşan umutlarıma, kurdukça yıkılan hayallerime…

Varım yoğum,
Klasik mektuplar gibi “seni çok seviyorum, çok özledim” ile başlamayacağım mektubuma.
Öncelikle, neden bu kadar ayrı düştük söylesenize? Biz birbirine kenetlenmiş parçalarken, neden şimdi böyle ipi kopmuş tesbih taneleri gibiyiz? 

Sabahları penceremden hafif içeri vuran güneşi görünce, içimde canlanan umut, söylesene nereye gittin?

Gözümü kapattığım an, her istediğimi elime veren, her istediğim yere götüren hayallerim, söylesene şimdi neredesin? 

Artık güneş hafif vurmakla kalmasın, tamamen odama doğsun diye sonuna kadar açıyorum perdeyi. Ama bir bulut var tam orada, hep önüne geçiyor güneşimin. Ben gölgede kalıyorum, içim üşüyor, umutlarım donuyor.

Şimdilerde buralara tahammül edemiyorum, yorgunluğumdan başka bir şeyim yok. Kaçıp gitmek istiyorum. Sımsıkı yumuyorum gözlerimi. Ama gidemiyorum. Açıp tekrar kapatıyorum belki bu sefer başarırım diye. Ama hep aynı yerde sayıyorum. 

Bir kuşun kanat çırpışıyla beslediğim umut, bugünlerde oldukça aç kalıyor. Bir çocuk tebessümüyle kurduğum hayaller vardı ve çocuklar artık gülmüyor. Maviye bakınca, sonsuz huzurla dolardı kalbim… Artık bulutlar açmıyor. Neşeden koşarak çıktığım merdivenler, artık sadece aşılması güç duvarlara varıyor..

İçinde kaybolduğum şu çıkmazda aradığım tek şey var; hayallerim, umutlarım..
Olmazsa olmazlarım, giderlerse eksileceklerim.

Uçurumun kenarındayken tutunduğum dalım; hayallerim.
Şimdi o uçurumla yüz yüzeyim ve tutunacak dal bulamıyorum. Dayanacak gücüm kalmadı. Ayaklarım kayıyor, ellerim çok acıyor.

Hiç ummadığım yerde çık karşıma, tut beni. Tekrardan hayata tutunduğum dal ol.
Karanlık bir sokaktayken yolumu aydınlatan ışığım; umutlarım.
Bugünlerde çok karanlıktayım. Tek bir ışık yok etrafımda, kör olmuş gibi ilerliyorum. Hiçbir şeyi görmeden, her şeye çarpa çarpa. Ve artık canım acıyor, bu yürüyüş bana iyi gelmiyor.

Bir anda aydınlat tüm yolumu, göster önümdeki engelleri. Öğret atlamam gereken çukurları, tırmanmam gereken duvarları.

Uzun zaman sonra ilk defa bugün yazmak istedim size. Kendi kendime konuşup, beni duyan tek kişinin kendim olmasından sıkıldığım için, biraz da siz beni duyun istedim.
Ama anlatacak o kadar çok şeyim var ki…
Ve anlatamadığım…

Anlatmaya çalışsam dilim dönmez, kağıtlar yetmez, kalemim kırılır yine her şey yarım kalır. Yine ben başaramamanın yorgunu olurum.

İşte bu yüzden hep kaçtım. Çünkü artık yarım kalmışlıklarımın altından nasıl kalkacağımı bilmiyorum. Ama bu yazdıklarım okyanusta bir damla olsa dahi, bilmeye hakkınız var diye düşünerek yazdım.

Klasik sözlerle başlamak istemediğim mektubumu, klasik sözlerle bitiriyorum.

Fazla bekletmeyin, dönün gelin. Özledim çokça… 

-Size İhtiyacı Olan Biri-

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
221

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin