şahsiyet
şahsiyet

Senaryosunu Hakan Günday’ın yazdığı, yönetmenliğini Onur Saylak’ın üstlendiği Haluk Bilginer, Cansu Dere, Metin Akdülger, Şebnem Bozoklu, Hüseyin Avni Danyal, Necip Memili, İbrahim Selim, Müjde Ar gibi oyuncu kadrosundan oluşan Şahsiyet, açıkçası son zamanların en iyi Türk dizisi olmaya adaylığını koyuyor. Son zamanlarda televizyonda umduğunu bulamayıp internet dizilerine yönelen seyircinin aradığı kan Şahsiyet ile beraber resmen bulunmuş oldu.

Herhangi bir internet sitesinde bulabileceğiniz dizinin konusuna kısaca değinirsek: Emekli bir adliye memuru olan Agah Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti olan Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agah’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agah, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir. Bunun yanında cinayet büro amirliğindeki tek kadın polis olan Nevra, üzerindeki baskılar yüzünden istifanın eşiğine gelmiştir. Ancak Agah’ın aldığı cinayet kararı, Nevra’nın hayatını da tamamen değiştirecektir.”

Aslında Türk dizisi izleyen bir insan değilim, zaten Şahsiyet’i de ilk duyduğumda biraz önyargılı yaklaşmıştım. Türk dizilerini kısaca klişeler yumağı diye tanımladığım için başta Şahsiyet’i de bu yumağın bir parçası ilan etmiştim. Ama Şahsiyet daha ilk bölümden farkını ortaya koymayı başardı açıkçası. Bunda Haluk Bilginer’in muhteşem oyunculuğunun çok büyük bir katkısı var elbette. Ayrıca final bölümünde bütün duyguları altüst etmesiyle de dizi tarihine muhteşem bir iz bırakmış oldu Şahsiyet.

şahsiyet konusu
şahsiyet konusu

Benim bu yazıyı yazma sebebim aslında Şahsiyet dizisini överek Allahuekber dağlarının tepesine çıkarmak değil. Amacım bu dizinin vermek istediği mesaj üzerinden Türkiye’nin fotoğrafını çekip sizlere sunmak. Dizide Agah Beyoğlu Kambura’da tanık olduğu bir olayda adaletin yerini bulmadığına kanaat getirir ve geç olsa da adaleti yerine getirme görevini üstlenir.

Olay 1994 veya 1996 yılında Kambura’da yaşanıyor. 12 yaşındaki bir kız çocuğuna okul müdüründen, savcısına, amelesiden, hakimine, işçisine kadar toplam elli üç kişi tecavüz ediyor. Üstelik bu zulüm o küçücük kızı ahırda pazarlayan bir cani yüzünden iki yıl sürüyor ve küçük kız sonunda intihar ediyor. Rapora ruhi bunalım sonucu intihar yazıldığı için dosya kapanıyor ve o küçük kızı yani Nevra (Cansu Dere)’nın arkadaşı Reyhan’ı herkes zihinlerinden siliyor. Taki Agah Beyoğlu sahneye çıkana kadar. Aslında savcılık her şeyi planladıkları için sorunsuz bir şekilde atlatıyorlar bu olayı. Ama unuttukları tek bir şey var ki o da Reyhan’ın günlüğü. Zaten o günlüğün Agah Beyoğlu’nun eline geçmesinden sonra yaşananları konu alıyor dizi.

Diziyi izleyen herkes Nevra ve Reyhan için eminim çok üzülmüştür. Çünkü on iki yaşında olan bir kız çocuğundan bahsediyoruz öyle değil mi? Küçük bir kız çocuğu… Kim üzülmez ki? Size kötü bir haber vereyim mi? O on iki yaşındaki, küçücük masum kızları üzmek isteyen canilerle dolu bu ülke. Üstelik o yaratıklar her yerdeler. Siz bu yazıyı okuduğunuz anda bile bir yerlerde nefes alıyor, otobüse biniyor, yemek yiyorlar. Hak etmedikleri halde yer kaplıyorlar bu dünyada. Ve size bir üzücü haber daha vereyim: Bu ülkede o kadar çok Nevralar, Reyhanlar var ki… Ve biz her gün kaç Nevra kaç Reyhan’ın yüzüne yaşadıklarından bihaber bakıp hayatımıza devam ediyoruz. Size Reyhanlardan bir örnek vereyim mi? En ünlüsü, belki aranızda bilenleriniz vardır: N.Ç.

‘Utanç davası’ olarak bilinen olay, 2002 yılında Mardin’de yaşanmaya başlamıştı. O tarihlerde 13 yaşında olan N.Ç, iki kadın tarafından para karşılığı erkeklere pazarlandı. Aralarında devlet memurlarının da bulunduğu 26 kişi N.Ç ile ilişkiye girdi. Olayın duyulması üzerine N.Ç ile ilişkiye girenler ve küçük kızı pazarlayan iki kadın hakkında dava açıldı.

Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 sanığa alt sınırdan 5 yıl ceza verdi ve iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 ay-4 yıl 10 aya indirdi. 18 yaşından küçük bir sanığa da 3 yıl 2 ay ceza verildi. Mahkeme, sanıkları cezalandırırken eski TCK’nın “Her kim 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırzına geçerse 5 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapse mahkûm olur” şeklindeki 414. maddesinin 1. fıkrasını uygulayarak N.Ç.’nin, kendi rızasıyla fuhuş yaptığı yorumuna imza atmış oldu. Evet Türkiye Cumhuriyeti’nin adaleti tesis etmek(!) için kurduğu mahkemeler bu kararı verdi ve tarih bir kez daha adaletin mazlumun yanında yer almadığına şahit oldu.

şahsiyet şebnem bozoklu
şahsiyet şebnem bozoklu

HATIRLA! Bu iğrenç suçu işleyen canileri HATIRLA!

“Ersun Erdemir: Jandarma yüzbaşı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Şeyhmus Cansin: Bayındırlık Müdürlüğü’nde işçi. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Hamit Abdulsametoğlu: Matbaacı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Mehmet Seyitoğlu: Ziraat Bankası’nda memur. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Şeyh Davut Oruç: Derik Belediyesi’nde memur. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Ümit Ergin: İlköğretim okulu müdür başyardımcısı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi. ömür boyu kamu hizmetinden men edildi.

Sabri Ajak: Traktör bayii. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Sılahattin Kuray: Beyaz eşya bayii. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Mehmet Gatgar: Tedaş teknisyeni. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Ali Atasoy: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi. Ömür boyu kamu hizmetinden men edildi.

Burhan Ertaş: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Nizam Denli: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Sadettin Deniz: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Recep Sakız: Kızıltepe Kaymakamlığı’nda yazı işleri müdürü. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Ahmet Günay: Tedaş vinç operatörü. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Kerem Aykaç: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Şemsettin Aslan: Nakliyatçı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi. (Fuhşiyata tahrik suçundan 7.5 yıllık zamanaşımı dolduğundan dava düşürüldü.)

Hamit Aydın: Ziraat Bankası’nda veznedar. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Harun Uras: Muhtar. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi. (Fuhşiyata tahrik suçundan 7.5 yıllık zamanaşımı dolduğundan dava düşürüldü.)

Mahmut Telli: Derik Ziraat Odası başkanı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Teyyar Salman: Orman İşletme Şefliği’nde şoför. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Enver Adanç: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Kamu hizmetinden ömür boyu men edildi.

Şeyh Davut Dora: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Cüma Uraş: Mardin Vakıflar İmareti’nde çalışıyor. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Rıdvan Bayraktar: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis verildi, ancak iyi hal ve yaşının olay tarihinde küçük olmasından dolayı cezası 3 yıl 10 ay 20 güne indirildi.

Abdulaziz Sarıoğlu: Dava açıldı, ancak eylem teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle ve iyi hal indirimleriyle 1 yıl 4 ay 20 gün hapis verildi. Emine Akyol: Gündelikçi. ırza geçmeye iştirak ve fuhşiyata tahrik suçlarından 9 yıl hapis.

Türkan Temel: Irza geçmeye iştirak ve fuhşiyata tahrik suçlarından 9 yıl hapis.”

Tam da Agah’ın dediği gibi Adalet başka bir şey hukuk başka bir şey Peki N.Ç.’ye ne oldu sonra? Kendi rızasıyla(!) girdiği ilişkiler sonucu sağlık problemleri yaşadı ve üç kez ameliyat oldu. Farklı bir şehre gönderilerek devlet korumasına alındı. 2012 yılında İstanbul’daki bir devlet üniversitesinde hukuk fakültesini kazandı ve şu an N.Ç. bir avukat.

Ne büyük bir trajedi öyle değil mi? Peki siz bu durumda olsaydınız ne yapardınız? Hukuka boyun mu eğerdiniz yoksa Agah Beyoğlu gibi adaleti tesis etmeyi mi denerdiniz?
Aslında bu olaylar her gün ülkemizde yaşanıyor ve biz hep görüyoruz onları. Televizyonda, gazetede, sosyal medyada… Ya sonra? Sonra ne oluyor biliyor musunuz? Diziden alıntı yaparak anlatayım: Firuz, Agah’tan Cemil’i de öldürmesini istediğinde ve Agah karşılık olarak “Oğlum ben bir sürü insan öldürdüm, bütün gazetelere çıktım. Polis bırakmaz ki peşimi.” dediğinde Firuz’un “Sen… Sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? Hepsi hasta, herkes hasta. Yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. Bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak? Sen kimsin ki? Alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.” demesi… İşte Türkiye bu. Maalesef ülkecek balık hafızalıyız. Üzgünüm, bu gerçeği size bir kez daha hatırlattığım için. Gerçi şu an Dünya Kupası var öyle değil mi? Açarsınız, oturursunuz televizyonun önüne hemen unutuverirsiniz. Ne olacak canım, insandan çok ne var şu dünyada? Sonuçta bu millet neleri unuttu seni mi unutmayacak Agah Beyoğlu?

Dizinin sonuna doğru artık hikaye açığa çıkınca o adına ‘memleket’ ya da ‘köy’ falan dediğimiz yerlerin iğrençliğini yüzümüze yüzümüze vuran bir yapım oldu Şahsiyet. Masallara hep yiğitleriyle, çileekeş kadınlarıyla, saf ve temiz insanlarıyla konu olan bu yerlerin gazetelere nedense üçüncü sayfadan girdiğini bizlere bir kez daha hatırlattı. Mahalle baskısının bir kavram olmaktan çıkıp baya baya elle tutulur bir şey olduğu; taciz edilenlerin susturulduğu, tecavüz edilenlerin oruspu damgası yememek için apar topar tecavüzcüsüyle evlendirildiği, azıcık farklı olanların “biraz şey” olarak, psikolojik sorunu olanların ise “deli” olarak yaftalandığı, erkeklerin de ilk cinsel deneyimlerini bazen hayvanlarla, bazen de cinsiyet gözetmeksizin bu “deli” arkadaşlarla yaşadığı, herkesin her şeyi bildiği o yüzden hiç kimsenin hiç kimseye güvenmediği yerler… Ama bir bayram günü bak mesela, git ilk bayram gününün sabahında; al sana bir harikalar diyarı…

şahsiyet konusu ve oyuncuları
şahsiyet konusu ve oyuncuları

Şahsiyet, insan denilen kırık saz parçasını layıkıyla bilenlerin yüzüne bir tebessüm yayan dizidir zannımca. İçinde yaşadığımız leş gerçekleri bir kez daha önümüze koyarak Nevraların, Reyhanların ne dizide bittiğini ne de gerçekte biteceğini bizlere hatırlattı. Her bölümün başında bizlere “HATIRLA” diyerek aslında çok da güzel bir mesaj verilmek istenildi alzheimer olan Türk milletine. HATIRLA TÜRKİYE HATIRLA!!

“Hayatını adalete adamak öyle şahsi bir mesele değil, bir şahsiyet meselesidir.” Selam olsun Agah Beyoğullara, dağlar kızı Reyhanlara, Nevralara…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
1371

2 YORUMLAR

  1. Sanırım söylenebilecek her şeyi söylemişsiniz Hatice Hanım. Her cümlenizde ayrı ürperdim. Hep aynı acı yaşanıyor, herkes bi anlığına duyarlılık kasıyor ve sonra derin bir sessizlik… Ne yazık ki bunlar da bizim ülkemizin berbat gerçekleri. Yazılarınızın devamını bekliyoruz.. Başarılar…

    6
    2
  2. Şahsiyet yapım olarak Türkiye standartlarının üzerindeydi, Haluk Bilginer farkını daha önce yine bir internet dizisi olan Masum’da da görmüştük. Şahsiyet kadın meselesini toplum içerisindeki yerini gözeterek ele alması kadar milliyetçilik üzerine yaptığı vurgularla da saygıyı hak eden bir dizi. Milliyetçiliğin aslında pek çok türünün olduğunu ve çok çirkin şeylerle karşımıza çıktığının bir örneği. Dizide Kambura ele alınıyor ve fark edildiği üzere Kamburalılar sözleşmiş gibi, ne pahasına olursa olsun Kamburayı koruyor. Bunun en güzel örneği ise Cemil karakteri şüphesiz. Kendisine yıllarca bakan Kamburalılara olan minnetini yine Kamburadaki suçu örterek gösteriyor. İlk bölümlerde Nevra’nın emniyet içerisinde yaşadıkları ve son bölümlere doğru artan kadın vurgusu kadar bu kendinden olanı koruma içgüdüsü -ki son derece ilkel ve hayvani bir duygu- diziyi izlenmeye değer kılan bir diğer ayrıntı.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin