ayna
ayna

Çekip gitmek istiyorum dostum;
“Hiç”lerin “en”leri yendiği bir yere…
Biliyor musun, ne kadar yorulduğumu? Hiç kimsenin görmediği uçsuz bucaksız yaşamımı görüyor musun? Sessizliğimi, sensizliğimi, ümidimi kaybedişimi, fark etmeyişini hiçbir şeyin, kahrolası dünyaya olan nefretimi, bencilliğini, bencilliğimi ve lanet olası bencilliğimizi…

Üzülme! Senin hatan değil. Böyledir insanlar, yalnızca kendilerini düşünürler her saniye. Bir an olsun başkasının gözünden baksalar sanki canlarını alırsınız. Canları onlara aitmiş gibi, canlarının üzerinde söz sahibi olmuşlar gibi…
Kızma! Bilmiyorlar ki cehaletimizi. Herkesin her şeyi bildiği bir devirde kolay mı bunu kabullenmek. Boş ver! Her zaman yaptığın gibi…

Ne var biliyor musun? Ağzımla kuş tutsam da değişmeyecek kimse. Herkes kendi küçük penceresinden bakmaya devam edecek koca dünyaya. Pencere değişmedikçe benim etkim de sıfır olacak haliyle. Bütün çabam bundan ya zaten. Pencereleri değiştiremeyeceğimi de biliyorum. Farkındayım ezici gerçeklerin. Ama onların bilmediği bir şey var; camları büyütmek de çerçeveleri değiştirmek de benim elimde!

Biliyorum, aksini iddia edenler olacak, hep olur. Kendi ümitsizliklerini aşılamaya çalışanlar parazit gibi her yerde, uygun yaşam koşullarını arıyorlar. Savaşlar bu yüzden var mesela; silahlar parazit ve onları yaşatan da kahrolası kaos ortamları… Halbuki silahları üretmeyi bıraksaydık, belki de hiç savaşmayacaktık. Şimdi bana “Savaşın sebebi silahlar değil.” diyen bir sürü parazit çıkacak, bunu da biliyorum. Günümüz için konuşalım mı? O silahlar kapitalizmin kurbanı değil mi gerçekten de. Yani aslında korumak için değil de satılmak için üretilmiyorlar mı?

Neyse, konumuz bu değil. Aslında bir konumuz da yok. Kızgınlığımız var bugün. Kendini her daim haklı sananlara kızgınız. Penceresini değiştirmeyi geçtim, camlarından ve dahi çerçevelerinden bile vazgeçemeyenlere kızgınız. Hayata kendi küçük aynalarından bakıp beş santimetre kareden dünyaya hükmetmeye çalışanlara, hatalarını görmezden gelip suçu hep başkalarında arayanlara, yalnızlıklarını kapkara bir salgın gibi üzerimize bulaştırmaya çalışanlara, ruhlarını bir hiç uğruna satanlara kızgınız…

Hayal kırıklığına uğradık! İçimiz acıdı nankörlükleri görünce. Hani insan sanıyor ki; ne yaşatırsan onu yaşatırlar sana. Ne verirsen dünyaya onu alırsın dünyana. Ama görüyorsun ki öyle değil. Herkes kalbindeki utançları gizleyip mükemmel olduğunu sana ispatlamaya çalışıyor. Oysa sende buldukları her kusur kalplerinde gizlenmiş durumda. O kusuru nasıl bulduklarını öğrenmek ister misin? Aslında kusuru buldukları falan yok. Korkma, karşında o kadar zeki veya bilge insanlar yok. İşin özü; kusuru bulmuyorlar, onu “tanı”yorlar. Tanıyorlar çünkü harika yaşamları ile kendilerini mükemmel olarak pazarladıkları dünyadan gizledikleri “ufacık” sırları var. Kendilerinden bile gizliyorlar çoğu zaman ama unutmalarına imkan yok.

Seni neden o kadar yeriyorlar biliyor musun? Korkuyorlar çünkü; sende gördükleri şeyi, hani bir ihtimal sen de onlarda görürsün diye. Korkuyorlar, o küçük sırlarını keşfedersin diye… İronik, değil mi? Seni hatalarınla vurmaya çalıştıklarında endişe duymuştun oysa. Mükemmel olmayışın anlaşıldı diye ürkmüştün. İçine girdiğin o sahte dünyadan kopmak istememiştin. Belki de kalmak için hatanı gizlemek uğruna başka hatalar yapmayı göze almıştın. Gerek var mı peki. Şimdi görüyorsun; kim olduklarını ve senin kim olduğunu. Biliyorum sana ben anlatamam. Anlatabilsem de dinlemeyi reddedersin herkes gibi. Benim amacım hatalarına çeki düzen vermeni sağlamak değil zaten. Amacım ruhuna ulaşmak. Bunun için de şuan elimden gelen tek şey, kalbine fısıldamak: Sen biliyorsun: “kim OLMADIĞINI”.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
41
PAYLAŞ
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Okumak, izlemek ve dinlemek hayatımdaki üç önemli kelime. İnandığım sürece her şeyi başaracağıma inanırım. İnşaAllah Xyazar.com'daki bu sürecimde, tecrübelerimi ve inandığım her doğruyu sizlere ulaştırabilirim. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: kubraeski@xyazar.com

2 YORUMLAR

  1. Eski Kokmak tan sonra okuduğum en güzel en anlamlı ve kalbe dokunan yazınız. Yüreğinize sağlık.
    Hayata yeni bir sayfa açmak isteyenler bu yazınızı okumalı ve değişecek şeyin sayfa değil asıl değişecek olanın defter olması gerektiğini kavramalı.




    1



    0

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin