sezaryen mi normal doğum mu
sezaryen mi normal doğum mu

Doğum dediğiniz şey sadece kişiye özgü değil, aynı zamanda doğum anına özel bir olaydır. İşinin ehli kişilerden yardım alırken kendinizi, vücudunuzu çok iyi tanımanızı ve dinlemenizi öneririm. Peki sezaryen sonrası normal doğum olur mu? ”Aaa olur mu öyle şey!” demeyin, ben yaptım oldu. Nasıl mı? Hadi gelin en başa dönelim.
İlk hamileliğimi yaşarken 26 yaşındaydım. Büyük bir heyecanla bu dönemi geçirirken sağdan soldan duyduklarımla değil, bir uzman yardımı ile her hareketimi planlıyordum. Çalışma hayatının içerisinde olmanın verdiği bir özgüven ile seçimimi özel hastaneden yana kullandım. Bir sürü kitap aldım hamilelik ile ilgili.
Doktorumun söylediği her şey benim için kuraldı. Daha 7 haftalık hamileyken, hiçbir fiziksel muayene yapmadan normal yolla doğuramayacağımı söyledi. Kolayıma geldi, kabullendim. A hapı, B vitamini, C şurubunun alınması gerekiyor ise her gün mutlaka alıyordum.

İmkan olsa, vücudumdan süzülüp sentezlense bir eczane dolusu ilaç çıkardı. Hatta hangi testler ‘gerekli’ ise hepsinin, o özel hastanede yapılması gerekiyordu, başka bir hastaneye güvenemezdim. Çok kısa aralıklarla hastaneye gidip kontrollerimi “çok düzenli” yaptırıyordum. Doktorumun kararlarını hiç sorgulamadım, çünkü alanında uzman bir doktordu. “Ye” dedi yedim “iç” dedi içtim.

E tabi her şey doktorumun suçu değildi sonuçta, iki canlıydım ben. “Bir yerin şişer sonra” diyenlere aldanıp yedim, şiştim. Hamilelik çatlaklarım 20 şeritli otoban gibiydi. Ayakkabılarımı eşim giydiriyordu. Çıktığım yürüyüşlerde diğer ayağımı yere koyana kadar yaklaşık 5 saniye geçiyordu, on dakika sonra nefes nefese kalıp geri dönüyordum. Zaten tonton olan ben, hamileliğimin son ayında yürüyemeyecek hale geldim. Aldığım 35 kilodan sonra tartıya bir daha çıkmadım.

38. Haftada planlı sezaryen randevum vardı, doktorumun isteğiyle…. 37. haftanın içerisinde iken doğumum başladı. Hastaneye gittiğimizde ise acil sezaryene alındım. Çok kolaydı, sadece 15 dakika içinde bebeğimi kucağıma verdiler. Narkozun etkisiyle çok mutluydum ağrım sızım yoktu, işte bu kadardı.
Dananın kuyruğu narkozu atarken ya da atmaya çalışırken koptu. Sancılar, ağrılar içinde kafama o zaman dank etti işte.

“BEN DOĞUM YAPMAMIŞTIM. AMELİYAT OLMUŞTUM!”

Ameliyat öncesi aç ve susuz olmamız gerekiyordu. Sonrasında uzun bir süre de bir şey yiyemedim. O andaki susuzluğumu hayatımın hiçbir döneminde hissetmedim. Sütüm gelmedi hemen ve gelince de bebeği eşim tuttu bana, ya da hemşireler. Bebeğin altını başkaları değiştirdi, başkaları ilgilendi. Kendimi yarım bir insan gibi hissetmiştim. İki gün sonra eve çıktım.

Allah Razı olsun, kayınvalidem on dört gün yemeğimi yedirdi, içirdi, bebeğe baktı. Bebeğimle yalnız kaldığım dönemlerde kendime çok kızdım. Çünkü birçok işimi ya çok yavaş ya da yarım yamalak yapıyordum. Ve bir karar verdim. Bir daha sezaryen olmak istemiyordum.

Dört yıl sonra ikinci hamileliğimi öğrendiğimde çok sakindim. Hamilelikle ilgili okuduğum kitapları attım önce. Sonra doktor araştırmaya başladım. Herkesin bu konudaki beklentileri eminim farklılıklar gösterecektir. Benim doktorumdan beklentim; beni dinlemesi bana yardım etmesiydi. O’ na güvenmeliydim.

Yaklaşık iki buçuk aylık hamileyken birkaç farklı uzman gezdikten sonra Adapazarı, Serdivan ilçesinde bir doktordan randevu aldım. Daha ilk karşılaşmamızda “Benim ilk doğumum sezaryen ikinciyi normal doğurmak istiyorum bu mümkün mü?” diye sordum tıpkı diğerlerine sorduğum gibi. “Sen öyle istiyorsan ve bir problem çıkmazsa neden olmasın” dedi.

İşte aradığım buydu. Bir fırsat ya da ümit… Kilo problemim olduğunu, vitamin ve kan haplarının iştahımı daha da açtığını anlattım kendisine. Kan tahlillerimdeki değerlere göre hareket edebileceğimizi, dönem dönem kullanıp sonrasında bırakabileceğimizi önerdi Doktor Hanım, öyle de yaptık. Toplamda on altı kilo aldım.

40+5. haftada normal doğum ile ikinci çocuğumu dünyaya  getirdim. Yarım saat sonra ayaktaydım. Doğumdan hemen sonra istediğim her şeyi yiyebiliyor ve içebiliyordum. Çocuğumu kendim alıp emzirdim, altını ilk bezinden itibaren ben değiştirdim. Çok mutluydum. Ağrım yok muydu, tabii ki vardı. Fakat kendimi dünyanın en güçlü insanı gibi hissediyordum. Belki de öyleydim o an.

Peki herkes sezaryen sonrası benim yaşadıklarımı yaşıyor mu?

Tabii ki hayır. Herkes normal doğum mu yapmalı? Bence hamilelerin çevrelerindeki normal doğum yapanların olumsuz tecrübelerini içselleştirmeden, öncelikle normal yöntemi düşünmeleri gerekiyor. Eğer bir problem varsa kendi vücut yapılarıyla ya da durumla ilgili, sonrasında sezaryeni bir seçenek olarak görebilirler. Sezaryenin bir doğum yöntemi olduğu kadar bir ameliyat olduğu da gözden kaçırılmamalı.
Yaptığım yanlışları siz yapmayın diye yazıyorum, aynı hatalara siz düşmeyin. Dinleyin, araştırın, kendinizi ifade edin. Hamileyim diye kendinizi hayattan soyutlamayın, yaşamınızı da tehlikeye atmayın, ortayı bulun. Sizin için en uygun olan ne ise onu tercih edin. İster sezaryen doğum yapın, ister normal. Sonuçta siz bir “ANNE” siniz. Bunu hiç kimse değiştiremez. Dünyanın en zor ama en güzel işine talipsiniz.

Çocuklarınızla, sevdiklerinizle musmutlu ömürler diliyorum size. Selam ve dua ile…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
32

1 YORUM

  1. Yaşadıklarınıza üzüldüm fakat bu sayede kendinize farklı ve yeni bir yol çizmişsiniz. tebrik ederim. umarım bu yazı da birilerine faydalı olur 🙂

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin