simurg
simurg

İnsan kendine benzeyen bir şey görünce her şeyi bırakıp onu izlemeye başlıyor. Yanan her şeyi izlememin sebebini buldum sonunda.

Aslına bakarsan tüm insanların yandığını düşünüyorum. Bu yüzden hayatı bir soba gibi düşünmeye karar verdim. İnsanlar ise bu durumda odun, kömür gibi yanacak malzemelerin yerini alıyordu. Herkes birbirinin yanışını izliyor gibi geliyor bana. Bazen göz göre göre bazen de hiç çaktırmadan.

Ben bu yanacak malzemelerden odunu uygun buldum kendime. Ben yanarken de aynı çıtırtıyı duyuyorum çünkü… Odunun yanışı kömüre göre daha çabuk bitiyor. Bir nedeni de bu sanırım. Çabuk bitsin istiyorum. Çabuk tükeneyim ama yine de bir yararım dokunsun üşüyenlere. Hem odundan zehirlenme ihtimali daha az gibi geliyor bana. Başkalarını zehirleme işini kömür olanlara bıraktım bu yüzden. Daha uzun yaşamak isteyenleri de.

Bir şeyleri şekillendirmek için genelde ateş kullanılır. Bir kılıç yapabilmek için iyi bir demire ihtiyacınız vardır. Ama demiri kılıç formuna sokabilmek için ateşe de ihtiyacınız vardır. İnsanların da aynı olduğunu düşünüyorum. Varacağımız şekil kül sadece. Doğduğumuz anda o sobaya atılıyoruz. Kül olana kadar yanıyoruz. Bazen çok güçlü, bazen de çok güçsüz. Bazı odunlar çabuk yanıyor bazıları yavaş. Dışarıdan bir etkiyle ateşi harlayabilirsiniz. Bu yüzden bazı insanlar çabuk tükeniyor. Daha doğrusunu söylemek gerekirse başkaları o insanları çabuk tüketiyor. Hafif hafif yanan bir odunun üzerine bir kibrit atıyorlar. Ateş harlıyor.

Demiri kızgın ateşte döverek kılıç haline getiriyorlar. Bizim yanışımız da tam olarak bununla alakalı gibi geliyor bana. Demiri keskinleştirmek için dövüyorlar. Bizi hayata hazırlayabilmek için yakıyorlar. Adilmiş gibi geliyor kulağa…

Kömüre gelecek olursak etrafımda kömür olan birilerini tanıyorum. Onlar en alt tabakada bulunup her şeyi içten yakan insanlar. Odun hep kömürün üzerinde durur. Kömür yandıkça odunu da yakar. Bu insanlar yalnız gitmeye, yalnız yanmaya katlanamazlar. Hep ilk önce odunları yakıp tüketirler. Ayrıca ilgilenmediğinizde, onları unuttuğunuzda sizi zehirlerler. Sizi hep tüketirler.

Bu yüzden hayatımız boyunca alevlerle dans ediyormuşuz gibi geliyor bana. Kül olana dek. Tamamen soğuyana dek. İşte o zaman sobayı tekrar yakabilmek için, içinde kalan külü boşaltmak gerekiyor. Bu noktada hepimizi çöpe atıyorlar.

Ama yeniden doğabilmek için, en azından kendi içimizde küle dönmemiz gerekiyor. Kaf dağında yaşamıyor olsak bile hepimizin birer Simurg olabileceğini düşünüyorum. Her yanışın sonu farklı bir doğuşu meydana getirebilir bence. Böylelikle birkaç kez yakabilirsiniz kendinizi. Ama en sonunda farklı bir yaşammış gibi geride bırakabilmeliyiz her kül oluşu. Ve doğabilmeliyiz ihtişamlı bir Simurg gibi.

“Ateş, yakabileceği her şeyi yakana dek yanar, ancak o zaman söner…”

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
3

4 YORUMLAR

  1. “Ama yeniden doğabilmek için, en azından kendi içimizde küle dönmemiz gerekiyor. ” 💔👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin