orlando
orlando

Sinema salonlarına birçok edebi eser taşınmıştır. Bu eserlerin birçoğuna keşke hiç sinemaya uyarlanmasaydı dediğimiz olmuş, bazı eserlere ise iyi ki sinemaya uyarlanmış dediğimiz olmuştur.

İşte sinema salonlarına taşınan edebi eserlerin birkaçı…

1. Fahrenheit 451

 

Fahrenheit 451 kitabı, Ray Bradbury‘nin 1951’te ilk defa basılan ünlü bilim kurgu romanıdır. Distopik bir roman örneğidir. Baskıcı bir gelecek toplumunu anlatan bu romanda, kitapların yakılmasının, yok edilmesinin hatta ve hatta kitap bulundurmanın yasak olduğu, kitap bulunduran ve düşünen insanların yok edildiği bir gelecek zamanında geçmektedir. Kitabı okuduğumuzda bizleri derin düşüncelere daldırdığını söyleyebilirim. Konu bu değil mi zaten? “Düşünmek ve sorgulamak.”
Fahrenheit 451 kitabı, ünlü Fransız sinemacı François Truffaut tarafından da sinemaya uyarlanmıştır. Fakat François Truffaut, kendi yorumunu katmayı tercih etmiş ve kurguda bazı oynamalar yapmıştır. İyi ki sinemaya uyarlanmış dediğimiz eserlerden mi yoksa keşke sinemaya hiç uyarlanmasaydı dediğimiz eserlerden mi? Bu tercih size kalmış.

2. A Clockwork Orange (Otomatik Portakal)

 

Otomatik Portakal, yine distopik romanlar arasında boy gösterir. Bu eser Anthony Burgess’ın en çarpıcı eserlerinden birisi olmuştur. Eser, modernleşme ve değişim sancılarını yansıtırken bireylerin ne kadar özgür veya baskı altında olması gerektiğini ve sonuçlarını sorgular. Otomatik Portakal eseri, 1971 yılında Stanley Kubrick tarafından sinema salonlarına taşınmıştır ve kült filmler arasında yerini almıştır.

3. Orlando

 

Virginia Woolf‘un epik-romanı Orlando eserinden, Sally Potter tarafından sinemaya uyarlanmış filmdir. Orlando filmi, Elizabeth dönemini hoş bir şekilde işlemiştir. Dört asırlık bir dönemdeki cinsel politik süreçleri aynı oyuncu çerçevesinde ve cinsiyetler değişerek sahnelenmiştir. Bu uzun yıllar içerisinde yolu İstanbul’a da düşen ana karakterimiz, bu zaman yolculuğunda gönlünü kimi zaman çekici bir kadına kaptıracaktır, kimi zaman dahi bir erkeğe…

4. The Shining

 

The Shining, Stephen King‘in 1977 yılında yayımladığı korku romanının adıdır. Roman, alkolizm sorunları ve sinirli yapısı yüzünden öğretmenlik işini kaybetmiş Jack Torrance adında bir yazarın dağ başındaki bir otelin bakıcılık işini kabul etmesiyle,  ilginç olaylar gelişmeye başlar. “The Shining”, 1980 yılında Stanley Kubrick tarafından aynı adla sinemaya aktarılmıştır.

5. Gölgesizler

gölgesizler
gölgesizler

Hasan Ali Toptaş’ın aynı isimli eserinden uyarlanan Gölgesizler, 2008 yapımı psikolojik-dram türünde sinema filmidir. Yönetmenliğini Ümit Ünal üstlenmiştir. Bir köye bir berber taşınmıştır. Bu köyde, muhtarın çok önemli bir konumu vardır. Bu yerleşim biriminde garip olaylar baş göstermeye başlar ve sürekli insanlar kaybolmaya başlar. Bu garip olaylar sonucunda muhtar, devletten yardım istemek ister ve ilçeye gitmeye karar verir. Ancak belli bir vakitten sonra muhtardan da haber alınamaz. Bu garip olaylar silsilesi hikâyeyi anlamamızda önemli bir yer tutar. Candan Erçetin ise Gölgesizler filmine yaptığı müzik “Ben Kimim” ile filmi şu cümlelerle özetler aslında; “Az mıyım çok muyum? Var mıyım, yok muyum? Ben neyim?”

Haftanın diğer önerileriyle görüşmek üzere…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
6411

7 YORUMLAR

  1. Özellikle otomatik portakal ve cinnet filmleri favorilerim arasında. Harika bir yazı olmuş elinize sağlık 🙂

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin