sonra kalkar insanoğlu
sonra kalkar insanoğlu

Zihnime yapışmış bir hikayem var. Aslında bu benim hikayem değil. Bana ait olmayan bir hikayeyi ruhuma hapsedeli üç yıl oldu. Bu benim hikayem değil, onun hikayesi. Aklıma geldikçe özlemini buram buram hissettiğim birinin hikayesi. Sürekli başa saran… Otobüste, evde, bir gece yarısı…

Zihinde sürekli sizi kurcalayan birtakım geçmiş selleri… Yazmak ise zihnimizde bizi baskılayan hikayeler için en güzel kaçış yolu…

HASTANE

Klasik bir okul çıkışı. Okulun paydos ziliyle mutlu bir şekilde koşarak servislere dolan öğrenciler, servislerin yanında öğrencileri bekleyen bıkkın servisçiler, güneşli bir hava. Dışarıdan bakınca her şey yolunda. Benim ise hastaneye gitmem gerek. Hastaneye gitmem ve onu görmem gerek. Hastane yolları bana yabancı, annemin attığı mesajdan yola çıkarak bir şekilde hastanenin A girişinden 2.kattaki onkoloji servisini bulup kapısının önünde bekliyorum. Yavaş ve çekingen adımlarla içeri giriyorum. Beyaz yorganının içinden beni görünce gözlerinin içi parlıyor. Cömert bir tebessüm sunuyor bana. Sarılmamız iyi değil, sarılamayınca ellerini ellerimin üstüne koyuyor. Kemikli elleri saf sevgi yumağı. Bana sınav çalışmalarımın nasıl gittiğini soruyor; ben de ona berbat giden okul hayatımı anlatıyorum. Anlattıklarımı hiç duymamış gibi bana inandığını söylüyor. Gözleri net, inandığını biliyorum. Benimle gurur duyuyor, onunkisi gerçek bir sevgi, hissetmemem mümkün  değil ama ben kendime inanmıyorum, en azından bu sene için. Yine  de insanın desteklenmesi ve içinin yumuşatılması güzel şey. Ellerinin ellerimi sarmalamasındaki yaşam enerjisi… İsmiyle müsemma insan, bizim sana pozitif enerji vermemiz gereken yerde sen hayat doluluğunla bize moral veriyorsun. Gözlerinde yarın kalkıp yürüyecek, çocukları için koşuşturacak, onlara rus salatası yaparken bir yandan türkü mırıldanacak kadını görüyorum. Sen böylesin yaparsın biliyorum. Hayat dolu ve umutlu…

ZOR

Akşam yemeği için sofra kurulmuş, masadayım. Önümde çorba kasesi mercimeğe odaklanmış kıpırtısızım. Kafamı kaldırıp babama bakıyorum. Mercimek kötü değil, kafamdaki sorular yemeği cazip bir seçenek olmaktan çıkarıyor.

“Baba, o iyi olacak mı?” “Baba! Baba sonuçlar nasıl? Tamamen temizlenmemiş miydi?Tekrar mi kemoterapi lazım? Bünyesi nasıl kaldıracak? Baba!…” İçimdeki haykırışların karşılığı, babamın göz altlarına bakıyorum. Hüzün stres ve yorgunluk… Göz altı torbaları sessizliğin devam etmesi gerektiğini söylüyor. Sessiziz, soru sormuyorum.

POZİTİF

Hayatım boyunca hep  güçlü kadınlara imrenmişimdir. Zorluklar karşısında ilk, ağlamayı seçtiğimden olsa gerek; dik duran ve kritik durumlarda bile soğukkanlı durabilen karakterlere karşı olan sempatim ayrıdır. Yıllar boyunca yanı başımda duran bu güçlü insanı görememişim. Morali ve motivasyonuyla harika işler çıkardı. Bu kemoterapinin de üstesinden gelebildi. O iyi, biz iyi, hayat  güzel. Teşekkürler Allah’ım!

YENİDEN

Tekrar bir kemoterapi… Yeniden nüksetti. Yeniden, yeniden, yeniden…

Başa sarmak; duygularda, umutlarda, hayallerde, hayatta…

Okul çıkışı  hastane yolu. Artık aşina olduğum koridorlar. Kemoterapiden sonra üçüncü gün. Kendine gelip gelmediği konusunda emin değilim ama burdayım. Hiçbir şey yapamasam bile yanında olmam gerek. Yanına yaklaşıyorum. Gözleri kapalı uzun bir süredir uyuyormuş, bugün çok yorgun. Uyurken onu izliyorum. Belli belirsiz bir tebessüm var dudaklarında. Gözlerim birden alarm veriyor. Sustur şu gözyaşlarını be kızım! Yine ulu orta ağlayıp durma, balık burcu da değilsin, kendine gel!

Ne kadar da küçülmüş, zaten zayıftı iyice küçülmüş. İçim… İçimdeki acı şahsına münhasır.

Bugün sanırım sesini duyamayacağım, gitmem en iyisi.

ACILAR, BÜYÜTÜR HAYAT.

Televizyonlarda gördüğümüz haberleri hep bizden uzak sanmamız nasıl bir yanılsama? Hiç başımıza gelmeyecek, canımız yanmayacak gibi gamsız adımlarımız… Vermediğimiz  ihtimaller hiç mi bizi yoklamaz, elbet bir gün bize de dokunur hayat.

Aklımda kalan keskin bir an. Annemin akşam vakti hastaneden beni arayışı. Aklıma mıhlanmış  bir akşam vakti. Telefondaki ses titrek. Kuracağı cümle konusunda şüpheli. Tahayyül sınırlarıma sığdıramadığım o cümle: “Hakkın rahmetine kavuştu.” Hakkın rahmetine kavuştu. Kelimeler yineleniyor zihnimde. Hakkın rahmetine kavuşmak! Artık… Nasıl? İdrakime sığdıramadığım bir cümle. İlk dakika şoku sonra ise kabullenemeyiş hıçkırıkları. Sana seni ne kadar sevdiğimi söyleyemedim hıçkırıkları, hakettiğin gibi vakit geçiremedik hıçkırıkları. Hayatıma umut olan tek ışıktın ve seni kaybettim hıçkırıkları. Saatler süren hıçkırıklar ve ruhuma gelen karanlık.

SONRA KALKAR İNSANOĞLU

Aramızdan ayrıldığın zaman çaresizliğimden nefessiz kalmıştım. Ardında bıraktığın onca insan nefessiz günler yaşadı. Uyudum, uyandım, seni aradım. Kahkahaların, hararetli konuşmaların canlandı zihnimde, susturamadım. Kemikli ellerini hatırladım, uzun süre kendi ellerime bakamadım. Gözlükle seni hatırlattığımı söylediler gözlüklerimi takmaya güç bulamadım. Sen varken bilemediğim değerin yokluğunda tokat gibiydi. Beklemediğimiz bir anda aramızdan ayrılışının ruhumuzda açtığı manevi yaralar, duruldu zaman içinde ama yara iç tarafta kökleşti kimileri için. Taşımakta zorlandığım keşkelerimi  sırtıma aldım yürümeye çalıştım.

Çocukların bir anda on yaş büyüdüler. Büyüğün, vefatını öğrendiğinde bahçeye çıkıp attığı haykırışlar… Küçüğün sessizce bir köşede ağlaması, bizim ise donuk çaresizliğimiz. Anne evin direğiymiş, sen gittin ve onlar… Onların iç dünyasını dinleyebilmeyi ve bir abla olarak onlara yardım edebilmeyi çok isterdim. Kelimelerden setler kurdular iç dünyalarına ve içlerinde yaşadılar çoğu şeyleri.

Günler geçti  duruldum, durulduk. Sorumluluklarımıza zorundalıklarımıza koştuk. Derken özlem katlansa da acı dayanılabilir bir hale geldi. Hayat böyle değil mi? Bir yerden sonra ayağa kalkıp devam ediyor insan. O da böyle olsun isterdi biliyorum. Çocukları daha iyi, öyle sanıyorum. Benim yapabildiğim sadece sanmak, iç dünyalarını bilmiyorum. Onlar için dua ediyorum; umarım güzel insanlarla karşılaşırlar ileride, tutunabilirler bu hayata. Onun hikayesi buydu. Güçlü ve hayat dolu bir kadın geçti bu diyardan, rahmet olsun ruhuna.

Onu ve mücadelesi güzel olan diğer insanları rahmetle anıyorum.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
57

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin