tek gözlü oda
tek gözlü oda

Bunu sana tek gözlü karanlık odamdan yazıyorum. Münzevi kişiliğe bürünmüş ruhum hiç kimseyle konuşmak istemiyor. Bir ölüm sessizliği hâkim. Duyuyor musun?

İlk başta güzel gelen bu yalnızlık sonraları acı vermeye başladı bana. Bir su sesi duymak istiyorum çünkü yalnız kalınca tek yaptığım şey düşünmek. Her şeyi, herkesi düşünmek. Düşünmekten kafayı yemek! Her zaman ki gibi düşündüm. Bu hayalet odada yapacağım başka hiçbir şey yoktu.

Ne düşündüm biliyor musun? Zaaflarımı düşündüm. Evet! Beni aşağılık bir köleye çeviren zaaflarımı! Kızamıyordum kendime çünkü bana göre herkes kendine itiraf etmese bile en az bir zaafa sahipti. Ve bu zaaflar beni, seni, bizi köleleştiriyor. Ne kadar artarsa zaaflarımız kaybetmeye de o kadar yakın oluyoruz. Çünkü tolerans sağlamak zorunda kalıyoruz. Zaaflarımız için benliğimizden vazgeçiyoruz.

Para, aşk, aile, zenginlik, yakışıklılık, güzellik, arkadaşlık, dostluk, kardeşlik, inanç, itibar, mevki, ün, araba, silah, kadın, sex… Anladım ki, insanlar için kölelik bir seçenek değil, zorunlu bir eylemdi. Duygularının esiri olan insan, ne kadar özgür sayabilirdi kendini? Bir kadına delice bir tutkuyla âşık olmak! Köle olmak değil de nedir? Peki, çocuklarına rahat bir yaşam standardı sağlamaya çalışan aile bireyleri, bir iş yerinde modern köle değil miydi?

Özgürlük nedir? Gerçekten hiçbir şeye bağlı olmamak mı özgürlük? Eğer öyleyse gerçek bir özgürlükten bahsetmek ne kadar mümkün olabilir? “Sen, sen evet sana diyorum?” “Şey… Bana mı?” “Evet sana, ne öyle aval aval bakıyorsun!” “Şey… Ben… Bağlı oldukça kendini özgür hissedenlerdenim efendim!

Tek gözlü odam iyice soğumaya başladı. Rüzgâr poyrazdan esiyor! “Gerçekten bir şeye bağlı kalarak özgürlük kavramından bahsedilebilir miydi? Ben zaaflarımın kölesiydim ya da zaman zaaflarıma bağlı olduğum müddetçe özgür olan biri miydim?

Ah! Bu benim bitmek bilmeyen sorularım! Belki de bana deli gözüyle bakıyorsun.  “Ne saçma insansın sen! Bunlar ne biçim sorular!” Diyorsun içinden. Engel olamadığım düşünceler, sorular, amiyane tabirler var. Ben onları değil, onlar beni sahiplendi. Karmaşık bir gizem oluşturuyorum kendime. Farklı cümlelerin eşiğinde kim olduğuma cevap arıyorum. Beni mazur gör!

Dur, gitme! Allah kahretsin!  Şey… Ben, belki de bunlardan sana bahsetmemem gerekirdi. Özür dilerim! 

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
2112

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin