toplum mühendisliği
toplum mühendisliği

Şu anda okumakta olduğunuz yazıdan başlayarak ilerleyen günlerde düşünce dünyamızda yer etmiş birkaç yanılgıdan bahsetmeyi planlıyorum. Bahsetmeyi düşündüğüm bu yanılgılardan ilkine siyaset kavramı üzerinden ufak bir giriş yapalım.

Eğer yaşanan bir takım olaylardan rahatsızsanız, fikirleriniz varsa, geleceğe dair hayaller kuruyorsanız; kısaca ideallere sahipseniz ve bu idealleri gerçekleştirmek istiyorsanız birçok metot denemiş ya da deneyecek olabilirsiniz. İnsanlık tarihi boyunca pek çok kişi siyaset sahnesine tam da bu sebeple çıkmış ve ideallerini gerçekleştirme yolunda çaba sarf etmiştir. Ne var ki zamanla insanlarda bir şeyleri değiştirmenin tek yolunun siyaset olduğu düşüncesi genel geçer bir kabul haline gelmiştir.

Bu, her şeyden önce gereğinden fazla politize olduğumuzu gösteriyor. Sadece referandumlarda, seçim dönemlerinde, oy pusulasının karşısındayken değil hayatımızın her anında kararlar veriyoruz. Bir gün içerisinde farkında olmadan yüzlerce meseleye dair kararlar veriyoruz ve bulunduğumuz coğrafyanın hakim ideolojik-politik atmosferi de vermiş olduğumuz kararları etkiliyor. Hatta yakın çevremizi, arkadaşlarımızı, yaşadığımız şehri ve konuştuğumuz meseleleri dahi. Bir bakıma ne yapıp yapmayacağımıza dair kararları siyasi irade verir hale geliyor.

Bu ortamda elbette kurtuluşun siyasetten geçtiği düşüncesi zihnimizde yer edinecektir. Ne var ki bir ikinci yolun mümkün olduğunu anladığımızda hayatımızın her alanı öyle politize edilmiş olacak ki idealleri gerçekleştirmenin başka yolu olmadığını düşünecek, umutsuzluğa kapılacağız. Bugün yaşanmakta olan bir bakıma budur.

Bütün bunlar bir yana, siyasetin hayatımızdaki etkisini fark ettikten ve hakkını verdikten sonra hayatımızda asıl kurucu unsurun siyaset olmadığını da düşünenlere hak veriyorum. Bugün bir “İslam medeniyetinden” yahut “Batı medeniyetinden” bahsediyorsak eğer bunda hükümdarlardan çok filozofların, bestekarların, şairlerin ve eğitimcilerin payı var. Ve aynı şekilde bahsettiğimiz medeniyete en büyük zararı verenlerse istisnaları olmak şartı ile hükümdarlar, bürokratlar ve devlet adamları.

Muhammed İkbal’in de dediği gibi, “Devletler şairlerin kalbinde doğarlar, politikacıların ellerinde büyür ve ölürler.”

Siyasetin tek yol olmadığına dair verilecek örneklerden birisi de Antony Fisher’ın başına gelenlerdir şüphesiz. Hayek, ünlü eseri Kölelik Yolu’nu yayınladıktan bir süre sonra ilgili kitabı okuyan Fisher birkaç sene sonra London School of Economics’teki Hayek’in kapısını çalar. Kitabı okuduğunu ve yazılanlara katıldığını, ortak endişeleri taşıdığını ve siyasete atılmak istediğini dile getirir. Ne var ki beklediği cevabı alamaz. Hayek, ona özgürlüğün ve piyasa ekonomisinin ciddi bir desteğe ihtiyacı olduğunu ancak bunun siyasi bir destekten çok eğitim desteği yoluyla olması gerektiğini söyler. Fisher o gün ikna olur ancak paraya da ihtiyacı vardır, çeşitli işlerde çalışıp yeteri kadar para kazandıktan sonra Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (Institute of Economic Affairs) kurulur.

Benzeri bir oluşum Türkiye’de de Liberal Düşünce Topluluğu adıyla faaliyet göstermektedir. Az önce bahsettiğim mesele de bu topluluğun başındaki kişi olan Atilla Yayla’nın “Fikir Hareketleri ve Liberal Düşünce Topluluğu” isimli kitabında anlatılmakta. Benzer amaçlar güdülerek 1992 yılında Türkiye’de faaliyet göstermeye başlayan topluluk da siyasetin tek yol olmadığını göstermiş ve onlarca kitap, yüzlerce toplantı, binlerce kişi ile amaçlarına ulaşma yolunda büyük mesafe almıştır.

Elbette burada siyasetin tek yol olmadığını anlatmakla birlikte siyaset kavramını değersizleştirmeye çalışmıyorum. Birileri siyasetle ilgilendiğimi görünce anlam veremiyor, zira siyaset çoğunluğa göre Akşener’in kuracağını planladığı yeni parti, referandum sonuçları ve 2019 seçimlerinden ibaret; biraz daha ufku geniş olanlar için belki Trump’ın geleceği ve Macron’a olan desteğin azalıp, azalmadığı meselesi.

Ancak siyaseti bundan daha değerli görüyorum, insanın içindeki kötülüğün en saf halini de gösteren ama aynı zamanda insanlığın ortak mirasını, değerlerin evrimini ve yüzlerce yıllık tarihi bize bu kadar açık gösteren başka bir alan zor bulunur.

Siyaseti insanlar yapar, bu yüzden bu alanda karşılaşabileceğimiz eksiklikler, olumsuzluklar aslında insanın hatalarından oluşur. Siyasete daha üstten, daha tümdengelimci yaklaşırsak eğer toplumları anladığımız kadar toplumları oluşturan bireyleri de anlayabiliriz.

Siyasete girmek ifadesi hep itici gelmiştir. Yakın tarih Türkiye’sinde her ne kadar bu işler rant veya işini büyütmek için yapılmaya başlansa da aktif siyasetle ilgilenme niyetinde olanların gayeleri bir anlamda toplumu değiştirmek.

Bu, uzun ve beyhude bir çaba. Toplum mühendisliği yapmak için yola çıkanlar günün sonunda kutuplaşmış ve radikalleşmiş bir toplum bulurlar karşılarında. Ne Kemalizmin toplumu çağdaşlaştırma politikası tutmuştur, ne de mevcut iktidarın dindar nesil çabası.

Muhafazakar iktidarlar toplumun ahlakına ahlak katmayı amaçladıkça artan ahlaksızlıklarla karşı karşıya kalacaktır, aynı şekilde toplumu çağdaşlaştırmak gibi bir çabayla yola çıkanlar on yıl sonrasının köktencilerini yetiştirecektir. Tarih de buna şahittir.

Toplumu değiştirmekle ilgili tavrım genel hatlarıyla budur, ancak bireyi değiştirmenin, yanlışın farkına varmanın ve doğruya yöneltmenin boş bir uğraş olduğunu düşünmüyorum. Eğer daha yaşanabilir bir dünya istiyorsa kişi, kendisinden ve çevresinden başlayarak istediği doğrultuda bir değişim başlatabilir veya bunun parçası olabilir.

Bu yolda pekala kitap yazabilir, ders verebilir, film çekebilir hatta doğrudan insanlarla iletişim kurabilir. İnanın hepsinde umduğuna yakın bir geri dönüş alacaktır ama eğer siyasete girmek ve toplumu değiştirmek istiyorsa yol yakınken geri dönmesini ve başka bir yoldan ilerlemesini tavsiye ederim.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
5
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Siyaset bilimi ve hukuk üzerine okumalar yapar; devlet, birey ve özgürlük hakkında düşünürüm. Sinemayla, fotoğrafla ve edebiyatla amatör olarak ilgilenmekle birlikte hayatı ciddiye alır, sözün gücünü önemserim. Düşündüklerimi yazmak, yazdıklarımı paylaşmak için buradayım. Soru, eleştiri ve önerileriniz için: burakhancaliskan@xyazar.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin