modern köleler
modern köleler

21.yüzyılın modernliği gereği betonlar arasında sıkışıp kalmış bir insan olarak toprak kokusunu özlüyorum. Gözlerimi kapatıp çocukluk yıllarımın geçtiği köyler geliyor aklıma. Tertemiz dağ kokusunu alıyorum, yemyeşil bağlara, bahçelere bakıyor, çeşmeden akan suları içiyorum. Ayaklarımın bastığı topraklarda yuvarlanıp, eve gidince annemden azar işitiyorum. Kendi küçük dünyamda  oynayacağım oyunun büyük hayalini kurup mutlu oluyorum. “Anne, yarın arkadaşlarla evin önünde toprakla oynayabilir miyim?” diye sorsam annem izin verir mi acaba diye düşünerek tatlı uykulara dalıyorum. Sabah erkenden kalkıp mis gibi anne kahvaltısı yapıyorum. Sofrada köy ekmeği, köy peyniri, köy tereyağı, bahçeden yeni toplanmış kıpkırmızı domatesleri görüp sofraya oturuyor ve afiyetle yiyorum. Arkamdan atlı geliyormuşçasına hızlı yemeye gayret ediyorum ki toprak bir yere kaçmasın ve benimle oynasın. Annem her zaman olduğu gibi “Kendini yaralamamaya dikkat et” diyor. Koşarak dışarı çıkıp kendimi yakıcı güneşin altında toprağa su dökerken buluyorum. Komşunun kızı gelene kadar kendi pasta malzemelerimi yapmam gerekiyor. Çamurla şekiller yapıyor, hayalimde ki pastayı ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Biraz sonra şekiller istediğim gibi olmadığında hepsini bozuyorum. O an yüzümü bir tebessüm alıyor ve mutlu oluyorum. Biraz su ve biraz toprak mutlu olmam için yetip artıyor bile. Üstümü mahvedene kadar çamurda atlayıp zıplıyorum. Diğer çocuklar da benden görüp aynısını yapıyor. Öğle yemeği için annem seslendiğinde ise içimi bir korku alıyor. “Eyvah üstümü mahvettim, annem kızacak” diye endişeyle eve giriyorum. Ah annem, elimi yüzümü yıkayıp üstümü değiştiriyor, yemeğimizi yiyoruz ve dışarı kıyafetlerimi giydirip tekrar beni, oyun oynamaya gönderiyor. Her seferinde kızar diye düşünürken kızmıyor, özgürlüğümü kısıtlamıyor ve çocukluğumu doya doya yaşamama izin veriyor. Şu an bunları düşünmek bile beni mutlu ederken dışardan gelen korna sesleri gerçek dünyaya dönmeme sebep oluyor. Camdan baktığım zaman gökyüzünü göremediğim, yüksek beton parçaları ile kaplı, aşağıda bir ton araba ve yükselen korna sesleri ile sözde modern bir hayat sürüyorum! Gerçekliğin farkına varıp modernizmin çocuklarına üzülüyorum. Mikropla hiç tanışamadığı halde sürekli hasta olan, ayağı toprağa değemeyen, parklarda ki yalancı oyuncaklarla eğlenmek zorunda kalan ve hiç bir oyuncakla yetinemeyen modern çocuğa acıyorum. Ebeveynleri tarafından sosyal medyada takipçi ve izlenme sayıları artırma araçları olarak görülmelerine şiddetle karşı çıkıyorum. Çocuğu ile ilgilenmeyi, eline telefon vermek yahut her türlü isteğini yerine getirmek olarak düşünen anne-babaya yalvarıyorum. Çocuklarınızın kişisel haklarına saygı duyun, çocuklarınızla oyunlar oynayın. Bir nebze olsun bizim yaşadığımız gibi bir çocukluk geçirmelerine yardımcı olun. Tüm bunları düşünürken üst kattan gelen kavga sesleri ile kısır bir döngüde olduğumu farkediyorum.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
411

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin