türkiyede egzersiz anlayışı
türkiyede egzersiz anlayışı

Fiziksel olarak aktif olmanın önemini hepimiz biliyoruz. Hem iyilik halini devam ettirebilmemiz için gerekli olan hem de rahatsızlık durumunda tedavi edici olarak kullanılan egzersizler bizim için fiziksel aktifliğimizi etkilemede son derece önemli. Peki hal böyleyken egzersizi ne kadar hayat tarzımız haline getirebiliyoruz?

Egzersiz alışkanlığı olan bir toplum değiliz maalesef. Avrupa İstatistik Ofisinin (Eurostat) 2017’de yayınladığı rapora göre Türkiye’de nüfusun %88.2’si hiç spor yapmıyor. Haftada en az iki buçuk saat spor yapanların oranı ise %4.7. Egzersizin süreklilik gerektirmesi, ekstra zaman ayrılacak olması, etkisini bir anda göstermeyecek olması, toplumun genel yapısı ve bakış açısı bu oranı oluşturan etkenler diye düşünüyorum.

Sağlıklıyken ekstra bir şey yapmak istemiyor olabiliriz. Ancak yalnızca bir rahatsızlığımız olduğunda vücudumuzla ilgilenmek yerine her daim onu dinleyip ihtiyaçlarına cevap vermemiz ve bu alışkanlığı kazanmamız gerekiyor.

Hastalığa ve tedaviye bakış açımız da aslında egzersize olan bakış açımızla paralellik gösteriyor. Bir yerimiz ağrıdığında ağrı kesici alıyoruz ve geçmesini bekliyoruz. Altta yatan sorunları çözmeye çalışmaktansa semptomatik tedaviye daha çok meyilliyiz. Ve bakış açısı bu olduğu için herhangi bir sağlık sorunumuz olduğunda da çözümü bize hap gibi sunabilecek şeylerde arıyoruz.

Fizyoterapistler olarak mesleğimizin temelinde fiziksel sorunlara çözüm bulmak ve bunların tedavisini gerçekleştirmek yatıyor. Tedavi protokollerimizde egzersiz önemli bir yer edindiği için kişilerin egzersizle olan ilişkileri tedavinin seyrini ciddi ölçüde etkiliyor.

Bu alanda da yine çözümü hap gibi sunabilecek yöntemlere bir talep olduğundan tedavide egzersiz yerine başka çözüm önerileri sunuluyor ve bunun reklamı yapılıyor. Daha kısa yoldan, daha az uğraş vererek anında bir etki görme fikri insanların ilgisini çekiyor. Son zamanlarda bu konuda en çok popüler olan alan ise manuel terapi.

‘Tek bir egzersizle bel fıtığına son!’ ‘Tek seansta boyun ağrınızdan kurtulun!’ Özellikle fiziksel rahatsızlıklarda son zamanlarda bu söylemleri çok fazla duymaya başladık. Peki böyle bir şey gerçekten mümkün mü?

Kayropraktik; etkinliği, faydaları kanıtlanmış çok değerli bir alan. Ve halk arasında kulunç kırma (kütletme) olarak geçen manipülasyon teknikleri de tedavide kullandığımız yine rahatlatıcı ve nörofizyolojik etkileri olan yaklaşımlar. Bu etkilerin yanı sıra manevralar esnasında çıkan sesler bile tek başına plasebo etkisiyle kişilerde rahatlama, ağrının geçtiği hissini sağlayabiliyor. Bu yüzden tedavinin bütününü düşündüğümüzde bu teknikler daha kolay ilerlememizi sağlıyor.

Ancak bu yaklaşım son zamanlarda belki fazla popüler olması, belli bir görsellik içermesi, televizyon programlarında yer alıp insanların ilgisini çekmesi nedeniyle sanki tedavinin tamamıymış gibi düşünülmeye başlandı. Sadece bu manevraları yaptırarak tamamen iyileşebileceği izlenimi oluşuyor kişilerde. Ancak bu yerleşen düşünce sağlıklı bir düşünce değil.

Bu manevralar kısa vadeli olarak fayda sağlasa da bunu sizin hayat tarzındaki değişikliklerinizle, yaptığınız tedavi edici egzersizlerinizle desteklemeniz gerekiyor, aksi halde kalıcı bir çözüm sağlanmış olmuyor.

Fizyoterapistlerden beklenen tedavi yaklaşımı da bu yönde değişmiş durumda. ‘Sırt ağrım var.’ diyen bir kişiyi değerlendirip gerekli egzersiz önerilerinde bulunduktan sonra alınan geri dönüş, ‘Bir şey yaparak ağrımı geçiremez misiniz?’ olabiliyor. Burada toplumun egzersiz alışkanlığı da etkili elbette. Ancak bu konuda insanları bilinçlendirmek ve bazı yanlış algıları değiştirmek de yine biz fizyoterapistlere düşüyor.

Rehabilitasyonun temelinde tedavi edici klinik egzersizler yer alıyor. Bizim bunun dışında uyguladığımız fizyoterapi teknikleri (sıcak/soğuk uygulamalar, elektroterapi uygulamaları, masaj, manipülasyon vb) kişilerin semptomlarını -özellikle ağrısını- giderip egzersiz yapmaya hazır hale getirmek ve tedavinin etkinliğini arttırarak iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla uygulanıyor. Çünkü kalıcı ve uzun vadede iyileşmeyi ancak egzersizlerle sağlayabiliyoruz. Bu yüzden vücutta yıllar içinde oluşmuş bir dejenerasyonun (bozulma) iyileşmesinin de belli bir zaman alacağını göz ardı etmeyelim.

Bütün bunların yanı sıra kişiye uygun egzersiz programının, fizyoterapist tarafından değerlendirmenin ardından, kişiye özel olarak hazırlanacağı unutulmamalı. İnternette aratarak bulunan egzersizler, herkesin vücut yapısının farklı olması ve eşlik eden başka postüral problemlerin olabilmesi gibi nedenlerden herkes için uygun olmayabiliyor. Doğru egzersizlere ulaşmış olsanız bile yine bu hareketleri doğru ve amacına uygun olarak yapıp yapmadığınızın kontrolünün sağlanması gerekiyor. Bu nedenle her konuda işin profesyoneline başvurmayı ihmal etmeyelim.

Herkese sağlıklı günler diliyorum.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
32
Marmara Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon 2019 mezunuyum. Son stajımı Klaipeda-Palanga Rehabilitasyon Hastanesi, Litvanya'da tamamladım. Daha önce bir sağlık sitesinde kendi bölümümle ilgili yazdığım yazılarımın yanı sıra Serçe Edebiyat Dergisinde deneme türünde yazılar kaleme aldım. Yeni şeyler öğrenmeyi, keşfetmeyi, yaşamayı ve bunu insanlara aktarmayı, faydalı olmayı seviyorum. Soru, görüş ve önerileriniz için: mervedulger@xyazar.com

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin