sarajevo tuzla gezisi
sarajevo tuzla gezisi

İlk bölümde hep beraber başkent Sarajevo‘yı gezmiştik. Sırada başka bir şehir var. Açıkçası bu gideceğimiz yeri Bosna Hersek gezilerinde pek duymamıştım. Arkadaşımızın eşinin ailesinin bulunduğu köye gidip orada kültürel hayatı bizzat tecrübe edebilecektik. Gideceğimiz şehir Tuzla, ilçesi Kalesija, köyü Halisija.

bosna hersek tuzla - bosna hersek tuzla harita - tuzla harita - bosna tuzla nerede
bosna hersek tuzla

Tuzla’ya doğru yola çıkmıştık bile. Hava sıcak, arabada 2 çocuk 4 yetişkin, radyoda Dino Merlin‘in  “Vojnik Srce” adlı müziği (ki bir kere dinledikten sonra dilinize takılıyor) ve kendimizce kısa bir yolculuk olacağı düşüncesi ile yolları izliyorduk. Fakat şehirden çıkarken Tuzla: 114 km yazısını görünce içimiz bi gıdıklanmadı değildi. Yol boyu yeşillik alanlar, ağaçların arasından uzanan yollar ve yolların kenarlarında tek veya iki katlı müstakil evler görmek bana Karadeniz’i hatırlattı. Yaklaşık 2-2.30 saatlik bir yolculuk sonunda tam Tuzla’ya varmadan bahsettiğim köye ulaşmış olduk. (Bu köyün hikayesi için başlı başına bir bölüm açmam gerektiği için burada yer vermeyeceğim.)

soru işareti

Köye vardığımızda karanlık çökmüştü bile. Arabadan indiğimiz zaman tertemiz hava boş midemizi iyice acıktırmıştı. Eski bir köy evinden hiçbir farkı olmayan eve girdik, bir teyze ve amca bizi karşıladı, tanıştık ve oturma odasına geçtik. Arkadaş ile ben hem yorgunluk hem de açlık hissinden dolayı gözlerimizi zor açıyorduk. Büyük bir iştah ile yemek beklerken, Boşnaklarda meşhur olan  4 dilimlik bir tatlı ve olmaz ise olmazları kahvenin gelmesi ile ilk kültür deneyimimizin adı yıkılan hayallerimiz oldu. Bir daha yemek gelmez düşüncesi ile kendimizi epey zorlayarak tatlı ve kahveyi bitirdiğimizde asıl yıkım o zaman gelmişti; bir tepsi Boşnak böreği ve bir tepsi et!

boşnak böreği
boşnak böreği

Yiyebildiğimizi yedik ve sabahı bir şekilde getirdik. Oraya gitmeden önce arkadaşımız Boşnakların sabah kahvaltısı yapmadığını söylemişti. Hem çaysız hem kahvaltısız nasıl yaşadıklarını merak etmiyor değildim. Gözlemlerim kadarıyla yaşadıklarını görmüş oldum. Fakat biz Türkleri bildikleri için sağ olsunlar bir şeyler hazırlamışlardı, Bosna’nıın bir köyünde sabah kahvaltısı yapmak bize nasip oldu. Kahvaltımızı yaptık ve asıl gezi mekanımız olan Tuzla‘ya doğru yola çıktık.

tuzla
tuzla

Tuzla şehrinin ilk ismi Boşnakça “Soli” yani “Tuz” anlamında daha sonra Türkçeleşmiş ve “Tuz Yeri” anlamında Tuzla denmilmiş. Böyle denmesinin sebebi Orta Avrupa’nın tek tuz kaynağının şehrin altında bulunmasıdır. Fakat bugün tuz üretimi yapılamıyor. Tuzla hakkında yapılan çaışmalar 6000 yıl önce bölgede yaşamsal kalıntıların olduğunu göstermektedir. Başkent Sarajevo ve Banja Luka‘dan sonra üçüncü büyük şehirdir.

tuzla gezi rehberi
tuzla gezi rehberi

Şehir merkezine doğru yürüdüğümüzde her bir sokağın farklı renkler ve tonlarda olduğunu gördüm. Bir sokak sizi Roma’ya götürürken diğer bir sokak ile Arabistan çöllerinde oluyor oradan Uzak Doğu’ya yolculuk yapabiliyorsunuz. Her bir sokakta hemen hemen bir berber dükkanı görmek mümkün fakat hazır olun bu berberler bizimkilere hiç benzemiyor çünkü hepsi bayan. Gözlerimle görmesem biraz saçma gelebilirdi ama gerçekten erkek berberlerinin hepsinde bayanlar tıraş ediyordu.

sarajevo sokakları - tuzla sokakları - sarajevo tuzla
sarajevo sokakları

Yavaş yavaş merkeze doğru yürüyorduk ki bir Osmanlı kokusu burnumuza çalındı. Minaresinde Osmanlı sancağı asılı, önünde fesli bir amcanın tesbih dolu tezgahı ve üstünde Osmanlıca kitabe olan ufak ama etkileyici 16.yüzyılda yapılan Turalı Bey Camii  bizi karşıladı, yani yine bizden bir şeyler vardı ve kolay kolay kaybolmuyordu. Tesbih tezgahına yanaştığımızda fesli amca bizim Türk olup olmadığımızı sordu ve Türk olduğumuzu öğrendi. Yüzünde oluşan tebessüm bir hasretin mi yoksa bir hatıranın mı bilinmez bize Türkçe bir kaç kelime söyledi ve hemen yan tarafta bulunan mekanda kahve ısmarlamak istedi. Şaşırdık ve biraz da tırstık ama amca İstanbul’a geldiğinde birileri ona çay ısmarlamış o da bize kahve ısmarlayıp ödeşeceğini söyledi. Ne diyelim İstabul’da çay ısmarlayanlardan Allah razı olsun.

tuzla turalibey camii
tuzla turalibey camii

Hemen caminin karşısında meydanda bir çeşme var. Bu çeşme de 16. yüzyıldan kalma bir Osmanlı eseri olarak yaşıyor. Bir yandan kahvemizi yudumlayıp bir yandan da çeşmenin arkasında kalan, Avusturya-Macaristan mimarisinin birbirini tamamlayan şekilde oluşturulmuş binaları izliyoruz. İleriden bir takım müzik sesleri duyunca oraya doğru hareket ettik ve Boşnak çingenelerinin düğününü seyretme fırsatı bulduk. Ortada fıskiyeler su atarken yanlarında farklı tarzda giyinmiş kadınlar ve erkekler bizde ki halaya benzer şekilde dans ediyorlardı. Biz de bir banka oturup herkes gibi izlemeye başladık; ne derler bilirsiniz kambersiz düğün olmaz.

tuzla barok
tuzla barok

Sokaklara girip biraz kaybolalım, insanlarla iletişime geçelim ve bölgeyi daha yakından temaşa edelim dedik. Aralara serpiştirilmiş dükkanlara girip hediyelik eşyalara, kartpostallara bakındık. Ayaklarımız bizi gene bize çekti ve bahçesinde Osmanlı mezar taşlarının bulunduğu, küçük mahalle camilerimizi andıran 1944 yılında yapılmış fakat ismi bulunmayan bir camiye rastladık. Bahçe içerisinde yaşlı bir teyze yere dökülen yaprakları temizliyordu. İçeri girip namaz kılmak istedik fakat cami kilitliydi, biraz bahçesinde oturup geçmiş ile şimdiyi hasbihal eyledik. Teyze ile konuşmaya çalıştık lakin bu mümkün olmadı, diller sustu ve gönüller konuşmuş oldu. Duamızı edip oradan ayrılırken içim buruk kalmıştı.

osmanlı mezar taşları
osmanlı mezar taşları

Dönüşte farklı sokaklardan geçerek alışveriş yerlerinin tam ortasında duran iki tane siyah heykel gözümüze çarptı. Bunlardan biri ressama diğeri yazara aitmiş. Meydanda bir yerde bulunması insanlara kalem ile bir olmanın duygusunu vermek midir diye düşünmeden edemedim tabiki. Her turist gibi biz de o adamcağızlarla resim çektirip sokak gezimize devam eyledik.

sarajevo şair yazar
sarajevo şair yazar

Her bir sokağın rengini hissettik, kurulan pazarlarında kıyafetlere bakınıp oradan biri gibi hissetmeye çalıştık. Ara yerlerde gördüğümüz sahaflara girdik, plakçılara bakındık, kartpostal aldık. Her şeyi ile bir kültürü anlamaya çalıştık. Tüm bunları yaparken Ziraat Bankasını görmek bizi ne kadar mutlu etti anlatamam. Sonuç olarak Bosna ile ilgili duyulan şehirlerden farklı olarak bir şehri ve insanlarını tanımış olduk. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

tuzla bosna
tuzla bosna

Bunlar da ilginizi çekebilir 🙂

Fatih Sultan Mehmed Han’ın Emaneti Sarajevo Günlüklerim Bölüm: 3

Mostar Köprüsü Gezi Rehberi

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
11

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin