üç noktaya mektuplar
üç noktaya mektuplar

Sevgili (…)

Artık kim ya da ne olduğunu düşünmeyi bıraktım. Ve seni beklemeyi de. Artık varlığına inanmıyorum. Bu inançsızlığımın tek sebebi ise benim. Ve beklemeyi sürdüremeyecek olmam. Çünkü hiçbir şeyi beklememe üzerine kararlar aldım. Tahmin edersin ki uygulamaya başladığım için bu mektubu yazıyorum. Seni çok beklediğimi bilmeni istiyorum. Sadece artık geleceğine inanmıyorum. Orada olup olmadığını anlayabilecek kadar çok izledim duvarları. Ve sonunda eminim hiçbir zaman o koca boşluktaki sen değildin. Aslına bakarsan birkaç kez gelmiş olduğunu düşündüm. Öyle sıkı tutundum ki o anlara eğer sen olsaydın eminim tuttuğum yerlerin kırılmasına izin vermezdin. Her düştüğümde bir sonrakinin beni kaldıracağını umdum. Ama hiçbiri sen değildin bu yüzden tutunacak hiçbir şey kalmadı. Kalan tek şey benim ve yerdeyim.

O kadar inanmıştım ki var olduğuna. Yaşanan her olayda, konuştuğum her kişide, sokakta yürüyen her insanda seni aradım. Belki beni bulamıyorsundur diye. Anlayacağın kim ya da ne olduğunu bilmediğim bir şeye beni bulabilmesi için yardım etmeye çalışıyordum. Seni bulamadım, bulamıyorum. Zaten beni aradığını da düşünmeyi bıraktım. Eminim kitabı düşürecek olmam da seni ilgilendirmiyordur. Gerçeği söylemek gerekirse artık dik durmaya çalışmak beni de ilgilendirmiyor. Belki de bu yüzden seni beklememeye karar verdim. Seni bekleme amacımı kaybetmiş olmam yüzünden.

İki yol çıktı önüme seni beklerken ikisinden biri beni sana ulaştıracak diye düşündüm hep. Sadece hangisinden yürüyeceğime karar vermem gerekiyordu. Bir tanesi çok yakındı hatta sonunda ne olduğunu neredeyse görebiliyordum. Kolay bir yoldu bu. Seni bunca zamandır beklediğime değmeyecek bir yol. Sana ulaşmanın bu kadar kolay olacağını düşünmedim hiç. Hiç düşünmeden girilmez tabelasını yerleştirdim ve diğer yola yürüdüm. İmkânsız bir yoldu. Belki hava değişimlerinin beni öldürebileceği bir yol. Engellerini hiç aşamayacağım bir yol. Ancak böyle bir yolun beni sana ulaştırabileceğini düşündüm. Ve yürüdüm. Başlangıçta hava çok güzeldi ve yolun kenarında çiçekler açmıştı. Yürüdüm. Sana ulaşabilecek olmanın verdiği heyecanla. Yol çok uzundu, aldırmadım. Sürekli yaklaşmaya çalıştım. Bir adım bile yaklaşamadım. Zaman ilerledi sadece ben bu yolda yürürken. Güneş kayboldu önce, çiçekler soldu. Aldırmadım. Hava karardı sonra, önümü görememeye başladım. Ama yürüdüm. Etraf çok soğudu sonrasında. Gereğinden fazla uzamıştı belki de bu yolculuk. Ölmek üzereydim. Eğer bu yolun sonundaki sen olsaydın sana yaklaşmama izin verirdin. İşte tam burada bıraktım varlığına inanmayı. Çünkü beni benim dışımda hiçbir şey öldüremez. Ve kitabı düşürmememe yardım edecek birinin beni öldürmeye hakkı yok.

Bana neden ilk yolu seçmediğimi soruyor olabilirsin. “Seni aptal, ilk yoldaydım!” diye bağırıyor olabilirsin. Sana cevabım: Evet, aptalım ama ilk yoldan gitmediğim için değil sadece önüme çıkan iki yoldan birinde yürüyebileceğimi düşünmüş olduğum için. Seni aradığım için. Ben kendi yolumda yürümeyi sürdürmeliydim. Ve senin beni bu yolda bulman gerekirdi. Ama sen gelmedin. Beni bulamadın. Bu yüzden artık seni beklemiyorum. Geleceğine inancım hiç kalmadı. Zaten ben de kendi yolumda yürümeye karar verdim. Artık aldığım kararları uygulamaya başladığımı fark etmişsindir.

Sevgili (…) seninle hiç karşılaşamadık. Ve artık cümlelerin tamamlanmamış olduğunu düşünmüyorum, kendimin tamamlanmamış olduğunu düşünmediğim gibi. Bu mektupta yeterli olmayan ya da eksik bırakılan cümle olduğunu da söyleyemem. Bu yüzden artık sana üç nokta dememin doğru olduğunu sanmıyorum. Mektubun tamamlandığını da düşünerek üç nokta yerine nokta koymanın uygun olacağına inanıyorum. Çünkü nokta tamamlanmış cümlelerin sonuna konur. Senin de artık tamamlanmış ve bitmiş olduğun gibi. Yine de bilmeni istediğim son bir şey var. Seni artık beklemiyorum, aslına bakarsan aynı yerde de değilim. Kendi yolumdayım. Artık bu yolda yürüyorum.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
51

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin