uluslararası deniz hukuku - deniz - su - uluslararası hukuk - ders notları - hukuk - hukuk ders notları - adalar - boğazlar - ad hoc
uluslararası deniz hukuku

İçindekiler

Uluslararası Hukuk Ders Notları

Uluslararası Hukuk ders notları kapsamında hazırlamış olduğumuz bu yazıda, Uluslararası Deniz Hukuku anlatılmıştır. Uluslararası Deniz Hukukunun tarihsel gelişimi dahil olmak üzere tüm detayları, yazımızda bulunmaktadır.

Uluslararası Deniz Hukuku ders notlarını içeren bu yazımızdan önceki uluslararası hukuk ders notlarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Tarihsel Gelişim

Uluslararası Deniz Hukuku temelde devlet pratiğine dayanmaktadır.
• Fakat farklı yüzyıllarda Rodos Yasası, Amalfi Kuralları gibi bazı kurallar getirilmiştir.
• 13. yy’da Karasuları, Açık Deniz; 18. yy’da İngiltere’nin ilan ettiği Howering Acts ile Bitişik Bölge kavramını Uluslararası Deniz Hukuku’na kazandırmıştır.
• 1945 yılında ABD başkanı Truman bir bildiri yayımlamıştır. Bu bildiri Kıta Sahanlığı kavramını Uluslararası Deniz Hukuku’na kazandırmıştır.
• 1958 yılında Birleşmiş Milletler tarafından bir Deniz Hukuku Konferansı düzenlenmiştir. Bu Konferansta 4 sözleşme ve 1 ihtiyari protokol kabul edilmiştir.
– Kara Suları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi
– Açık Deniz Sözleşmesi
– Kıta Sahanlığı Sözleşmesi
– Açık Denizlerde Balıkçılık ve Canlı Kaynakların Korunmasına İlişkin Sözleşme
– Uyuşmazlıkların Çözümüne İlişkin İhtiyari Protokol
• 1960 ve 1973 yıllarında 2. ve 3. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı yapılmıştır.
• Nihayet 10 Aralık 1982 yılında Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi imzalanmıştır. Bir bölümü 1996 yılında yeniden düzenlenerek kabul edilen andlaşma, temel olarak 1994 yılında yürürlüğe girmiştir.
Çekince konulamayan bu antlaşmaya Türkiye Cumhuriyeti taraf değildir.

Ada Kavramı

Uluslararası alanda bir toprak parçasının Ada olabilmesi için;
– Mevcut bir kara parçası olmalıdır.
– Bu kara parçasının 4 tarafı sularla çevrili olmalıdır.
– Bu kara parçası Suların en yüksek zamanında su üstünde kalabilmelidir.
– Bu kara parçası doğal olmalıdır.
Bir adanın sahip olduğu deniz alanının boyutu için şu iki unsur çok önemlidir.
– Adanın Boyutu
– Adanın Coğrafi Konumu

Takım Ada

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre;
– Birbirleri ile olan bağları coğrafi, ekonomik ve politik yönden bir bütün oluşturacak derecede sıkı olan veya tarihi açıdan bu şekilde kabul edilen ada kısımları, bunlara bitişik sular ve diğer doğal unsurlar da dahil olmak üzere bir adalar gurubudur.

Yapay Ada

• İnsan eli yapılır.
• Karasularına ya da herhangi bir deniz alanına sahip değildir.
• Kıyı devleti, yapay ada için 500 metreyi aşmayan bir güvenlik bölgesi oluşturabilir.

Deniz Alanları

Bir su alanının Uluslararası deniz Alanı olabilmesi için;
– Tuzlu su olmalıdır.
– Tüm Dünya üzerinde ulaşım ve iletişim niteliği taşımalıdır.
– Hazar Denizi bu nedenle bir Uluslararası Deniz Alanı olarak kabul edilmez. Fakat bu durum bir andlaşmaya konu olmasına da engel tanımaz.

Deniz Alanları 2’ye ayrılır.

1. Ulusal Deniz Alanları

• İlgili Devletin egemenliği altındaki deniz alanlarıdır. Bu su alanları ilgili devletin bir parçasıdır.

2. Uluslararası Deniz Alanları

Uluslararası Deniz Alanları da ikiye ayrılır.
– Devletin belirli egemen haklara sahip olduğu Uluslararası Deniz Alanlarıdır.
– Açık denizler ve Uluslararası Deniz yatağı.

1. Ulusal Deniz alanları

A. İç Sular

• Kara sularının başladığı esas çizginin arkasında kalan kısma iç sular denir.
• Esas çizginin iki türü mevcuttur

a. Normal Esas Çizgi

– Suların en alçak zamanında coğrafi kıyı çizgisine eşit olan hatta verilen isimdir.

b. Düz Esas Çizgi

– Suların en alçak olduğu dönemde su üzerinde kalan çeşitli noktaların birleştirilmesi ile oluşturulan hatta verilen isimdir.

• Kıyı devleti her ne kadar kendi sularında tam yetkili bulunsa da bu durumun 2 istisnası mevcuttur.

a. Limanlara Giriş Çıkış

– Ticaret gemileri istedikleri şekilde girip çıkabilirler. (Teamül)
– Savaş gemilerinin limana girip çıkması kıyı devletinin takdirine bırakılan bir durumdur.

b. Yabancı Devletlerin Gemilerini Yargılama Yetkisi

– Ticaret gemilerinin işlediği suç kendi içinde ise, kıyı devletini ilgilendirmiyorsa yargılama yetkisi bayrağını taşıdığı devlete aittir. Fakat kıyı devletini ilgilendiren bir suç varsa o zaman kıyı devleti yargılamam yapabilir.
– Savaş gemisinde ise durum biraz daha farklıdır. Normal şartlarda savaş gemilerinin dokunulmazlığı ve yargı bağışıklığı vardır. Fakat personelin vs. işlediği suç görevi dışında ise kıyı devleti yargılama yapabilir.

B. Karasuları

• Kıyı devletinin kara ülkesini çevreleyen ve Uluslararası Hukuka uygun olarak açıklara doğru belli bir genişlikte uzanana deniz kuşağına karasuları adı verilir.
• Günümüzde karasuları sınırı 12 mil olarak belirlenmiştir. Fakat bu durum değişiklik gösterebilmektedir.
– Türkiye’de Bakanlar Kurulu kararıyla karasuları, Ege’de 6 mil, Akdeniz ve Karadeniz’de 12 mil olarak belirlenmiştir.

• Kıyı devletleri karasularında aynı iç sularda olduğu gibi tam yetkilidir. Fakat bu durumunda 2 istisnası bulunmaktadır.

a. Zararsız Geçiş Hakkı

– Ticaret gemilerinin direkt olarak geçme hakkı bulunmaktadır. (Teamül)
– Savaş gemilerinde ise hala tartışmalar sürmektedir.

b. Yargılama Yetkisi

– Yargı yetkisi ticari gemileri için iç sulardaki kurallarla aynıdır. Ek olarak eğer uyuşturucu madde kaçakçılığı söz konusu ise direkt olarak müdahale edebilir.
– Savaş gemilerinde ve ticari hizmetten bağımsız olarak kamu yararına kullanılan gemilere kıyı devletinin müdahale hakkı yoktur. Yapabileceği tek şey uyarmaktır.

C. Takımada Suları

• Öncelikle takım ada olabilme şartını yerine getirmelidir.
• İkinci olarak herhangi bir ana kara parçasında toprağı olmamalıdır.
• Takımada suları, takımadayı oluşturan adaların ve kayalıkların en uç noktaları birleştirilerek oluşturulmalıdır.
• Çizgilerin uzunluğu 100 deniz milini aşmamalıdır.

D. Boğazlar

• İki kara parçasının arasındaki 2 deniz alanının bağlayan dar, doğal deniz yoludur.
• Uluslararası hukukta “dar deniz yolundan ne anlaşılması gerektiği tartışmalı olmakla birlikte deniz yolunun ne ölçüde dar olduğu onun hangi deniz alanı rejimine tabi tutulacağını belirlemektedir.
– Boğazın genişliği karasularından daha fazla ise boğaz, açık deniz hükümlerine tabi olur.
• Boğazlar “Ulusal Boğazlar ve Uluslararası Boğazlar” olmak üzere 2’ye ayrılır.

1. Ulusal Boğazlar

• Tek bir devletin sınırları içerisinde kalan ya da kapalı bir deniz alanına çıkan boğazlara Ulusal Boğazlar denilmektedir.
• Ulusal Boğazların hukuksal rejimi kıyısında bulunduğu devletin ulusal hukukuna göre düzenlenmektedir.
• Eğer bir Ulusal Boğaz, uluslararası andlaşmanın konusu olursa “Uluslararası Boğaz” adını alır.

2. Uluslararası Boğazlar

Uluslararası Boğazlar;
– Açık Deniz – Açık Deniz
– Açık Deniz – Münhasır Ekonomik Bölge
– Açık Deniz – Karasuları
– Münhasır Ekonomik Bölge – Münhasır Ekonomik Bölge
– Münhasır Ekonomik Bölge – Karasuları, deniz alanlarını birbirine bağlayan
– Herhangi bir Uluslararası Antlaşmanın konusu olan boğazlara “Uluslararası Boğazlar” denir.

• Günümüz Uluslararası Deniz Hukuku Sisteminde 3 tür geçiş hakkı mevcuttur:

A. Zararsız Geçiş Hakkı

• Bir boğaz, Uluslararası Deniz Alanlarını birbirine bağlamıyorsa o boğaz için “Zararsız Geçiş Rejimi” uygulanır.
– Karasuları – Münhasır ekonomik Bölge
– Karasuları – Açık Deniz, durumları Zararsız Geçiş Rejimine tabidir.

B. Transit Geçiş

• Bir boğaz, Uluslararası Deniz Alanlarını birbirine bağlıyorsa, o boğaz için “Transit Geçiş Rejimi” uygulanır.
– Münhasır Ekonomik Bölge – Münhasır Ekonomik Bölge
– Açık Deniz – Açık Deniz
– Münhasır Ekonomik Bölge – Açık Deniz
• Transit Geçiş, Zararsız Geçişe nazaran daha serbest bir geçiş rejimidir.
– Denizaltıları suyun altından istediği gibi gidebilir. Su üzerinden geçme zorunlulukları yoktur.
– Gemilerin geçişlerini önceden kıyı devletine bildirme zorunlulukları yoktur.
• Transit Geçiş, sürekli “duraksız” olmalıdır.
• Transit Geçiş, Deniz Trafiğini zarar vermeyecek bir biçimde hızlı olarak yapılmalıdır.
• Transit geçiş hakkını kullanan tüm ticaret ve savaş gemileri, geçiş sırasında kıyı güvenliğine ya da düzenine karşı herhangi bir ihlal oluşturacak eylemden hareketten , devlete karşı kuvvet kullanma ya da kuvvet kullanma tehdidinden de kaçınılmalı.
• Bu arada kıyı devleti de transit geçişle ilgili uluslararası hukuka uygun olarak geçişin güvenliğini sağlamak bakımından üzerine düşen yükümlülüklere uygun olarak geçişle ilgili yolları belirleme ve bunlarla ilgili kılavuzluk görevi sunma yükümlülüklerine sahiptir.

C. AD HOC Geçiş rejimi

• Bir boğazın geçiş rejimi uluslararası bir antlaşma ile belirlenmişse burada “Ad Hoc Geçiş Rejimi” uygulanır.
• İlgili Geçiş Rejiminin kelime anlamı, O olaya özgün, o olaya ait anlamlarına gelir. Kelime anlamından da anlaşılabileceği üzere yapılan uluslararası antlaşmada, gemilerin hangi koşullarda, hangi şekillerde, kaç tonaj ağırlıkla, vs. geçecekleri belirlenebilir.
• Antlaşmada, Transit Geçiş rejimi kabul edilmiş olabilir. Yine de boğazın geçiş rejimi bir uluslararası antlaşma ile belirlendiği için burada Ad Hoc Geçiş rejimi vardır.
– Uluslararası Antlaşmada Geçiş rejiminin Transit geçiş rejimi olarak belirlenmesi sık sık yazılan bir maddedir.
• Türk Boğazları Ad Hoc Geçiş rejimine Tabidir.

Türk Boğazları

Günümüzde Türk Boğazları Montreux (Montrö) Boğazlar sözleşmesine tabidir.
• Sözleşmeye göre Türk Boğazları Çanakkale ve İstanbul boğazlarını kapmaktadır.
– İstanbul Boğazı, Karadeniz’e Çanakkale Boğazı, Ege Denizi’ne doğru ulaşım ve iletişim sağlar.
Montrö Boğazlar Sözleşmesine taraf olarak,
– Türkiye, Büyük Britanya, Fransa, SSCB, Bulgaristan, Avusturalya, Yunanistan, Romanya, Japonya katılmıştır.
– Japonya, 2. Dünya Savaşı ile andlaşmadan çekilmiştir.
• Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türkiye’ye çok önemli 3 kazanç getirmiştir.
– Boğazlar Komisyonu kaldırılıyor
– Türkiye, boğazlarda asker bulundurma hakkını kazanıyor
– Türkiye, kendini pek yakın bir savaş tehdidi altında hissederse, boğazlarda savaş zamanındaki yetkilerini kullanabilecektir.
• Montrö Boğazlar Sözleşmesi temelde 20 yıllık bir sözleşme olsa da “Boğazlarda Serbestçe Geçiş Hakkı” sonsuz olarak kararlaştırılmıştır.
• 20 yıllık süre bitmeden 2 yıl önce taraflardan birinin istemi üzerine 2 yıl sonra sözleşmenin biteceği kabul edilmiştir. Sözleşme bittikten sonra yeni sözleşmenin yapılması için bir konferansın toplanacağı kabul edilmiştir. Fakat hiçbir devlet böyle bir önbildirimde bulunmamıştır.
• Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her 5 yılda bir tarafların istemi üzerine bazı maddelerin değiştirilebileceği de kabul edilmiştir. Fakat taraf devletlerden böyle bir bildirimde olmamıştır.
• Boğazlardan geçişler için “Geçiş Serbestisi” ilkesi esas alınmıştır.

a. Boğazlardan Geçişlerde Ticaret Gemileri

• Ticaret gemileri, barış zamanında ya da Türkiye’nin dahil olmadığı bir savaş döneminde, boğazlardan istediği şekilde, istediği şartlarda geçebilir.
• Türkiye’nin “yakın bir savaş tehdidi” altında olduğu durumlarda ticaret gemileri, barış zamanın koşullarında gibi istediği şekilde ve sadece gündüz geçebilir.
• Türkiye’nin savaş girdiği bir durumda ise Türkiye’nin savaşta olmadığı ticaret gemileri ancak ve ancak Türkiye’nin düşmanına hiçbir şekilde yardım etmemek koşul ile sadece gündüz geçebilir.

b. Boğazlardan Geçişlerde Savaş gemileri

Barış zamanlarında,
– Boğazlardan geçişlerde Karadeniz’e kıyısı olan ve olmayan olarak 2’li bir ayrım mevcuttur. Bu ayrım birçok teknik detaylarla düzenlenmiştir.
– Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin uçak gemilerinin, hattı harp gemilerinin ve denizaltılarının boğazlardan geçmeleri yasaklanmıştır.
– Karadeniz’e kıyısı olan devletlerin uçak hattı harp gemilerinin, deniz altılarının belli şartlar içinde geçebileceği kabul edilmiştir.
– Karadeniz’e kıyısı olmayan devletler 21 günden fazla boğazlarda kalamazlar.
• Savaş Zamanlarında eğer Türkiye tarafsızsa, savaşa dahil olmayan (tarafsız) devletlerin savaş gemileri barış zamanı koşullarına tabidirler.
• Savaş Zamanlarında eğer Türkiye tarafsız ise savaşa dahil olan devletlerin gemilerinin boğazlardan geçmesi yasaklanmıştır. Bu durumun 2 istisnası vardır.
– Milletler Cemiyetinin (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin) almış olduğu kararlara ilişkin geçişler
– Bağlama limanından ayrılmış gemilerin buraya dönmesi
• Savaş Zamanında Türkiye savaşansa ya da Türkiye kendini yakın bir savaş tehlikesi altında sayarsa, Türkiye geçişlerde istediği gibi davranabilir.

2. Uluslararası Deniz Alanları

1. Devletin belirli egemen haklara sahip olduğu Uluslararası Deniz Alanları
A. Bitişik Bölge

• Kıyı devletinin karasularına bitişik olan ve belli bir uzaklığa kadar kıyı devletine birtakım denetleme ve cezalandırma yetkileri kazandıran deniz alanıdır.
• Kıyı devleti temelde sadece Gümrük, Maliye, Sağlık, Göç konularında denetleme ve cezalandırma yetkisine sahiptir.
– Hala tartışılmakla birlikte, devletler güvenlik amacı ile de bitişik bölge ilan etmektedirler.
• Bitişik Bölgenin kapsamının genişletilmesi kapsamında Birleşmiş Milletler Deniz hukuku Sözleşmesi 303. maddesinde Arkeolojik Bitişik Bölge kavramı literatüre kazandırılmıştır.
– Arkeolojik Bitişik Bölge kavramı teamül niteliği taşımamaktadır.
• İlk başlarda Bitişik Bölgenin genişliği, esas çizgiden başlayarak en çok 12 mil olarak belirlense de Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesine de bu genişlik en fazla 24 mil olarak değiştirilmiştir.
• Bir kıyı devletinin bitişik bölgeye sahip olması için belirlenen bölgenin Bitişik Bölge olduğunu ilan etmesi ve o bölgede birtakım yetkiler kullanacağını bildirmesi gerekir.

B. Balıkçılık Bölgesi

• Devletlerin tek taraflı ilanları ile oluşturulur.
• 2 çeşidi vardır.

a. Münhasır Balıkçılık Bölgesi

– Esas hattan başlayarak kara sularının dışında en çok 12 mil olan deniz alanıdır.

b. Balıkçılık Tercihli Hakları

– Münhasır Balıkçılık Bölgesinden sonra başlayan açık denizlerde balıkçılık konusunda kıyı devletlerine diğer devletlere nazaran öncelik tanınması durumudur.

C. Münhasır Ekonomik Bölge

• Esas Çizgiden başlayarak en fazla 200 mile kadar uzanan ve bu bölgede kıyı devletine münhasır bazı ekonomik haklar ve yetkiler tanınan deniz alanıdır.
• Münhasır Ekonomik Bölgeden anlaşılması gereken sadece su değil o alan içinde var olan her türlü maddedir.
• Münhasır Ekonomik Bölgede kıyı devletine tanına iki gurup hak vardır;

a. Doğal Kaynaklar (ikiye ayrılır)

– Canlı Doğal Kaynaklar
– Madenler ve Cansız Öteki Doğal Kaynaklar

b. Ekonomik Haklar

– Deniz Alanından Enerji üretilmesi, tesis kurulması vs.
Kıyı Devletinin temelde 3 ana noktada yetkisi vardır.
– Her türlü tesis, araç-gerecin bu alana kurulması ve kullanılması
– Çevre korunması ve düzenlenmesi
– Bilimsel araştırma yapılması.
• Kıyı devleti Münhasır ekonomik Bölgesini kullanırken kimsenin hakkını ihlal etmemesi gerekir. Fakat bu durum kendi hakkından feragat etmesi manasına da gelmez
– Münhasır Ekonomik Bölge ilan eden kıyı devleti isterse bölgede kendi vatandaşları haricindeki kişilerin balıkçılık yapmasına izin vermeyebilir.
• Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesine kapsamında gerek münhasır ekonomik bölgeleri kullanma hakkına sahip devletler için gerek komşu devletler için kıyı devleti münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırmasını uluslararası hukuka uygun ve hakkaniyeti gözeterek gerçekleştirmek zorundadır.
• Çözüm Uluslararası andlaşma yapılarak sağlanır.

D. Kıta Sahanlığı

• Kıyı devletinin kara ülkesinin denizin altında süren doğal uzantısına kıta sahanlığı denir.
• Kıyı devleti, var olduğu andan itibaren doğal olarak bir kıta sahanlığına sahiptir, herhangi bir ilan yapmasına gerek yoktur ve bu kıta sahanlığı üzerinde münhasıran egemenliği vardır.
• Kıta sahanlığı ilk olarak Truman Bildirisi ile ortaya çıkmıştır. Yine bu bildiride kıta sahanlığının, deniz yatağının 200 metre derinliğine kadar olan bölümün kıta sahanlığı kabul edildiği belirtilmiştir.
– Eğer coğrafi koşullar el veriyorsa kıta sahanlığının 350 metreye kadar çıkabileceği bir teamül kuralı haline gelmiştir.
Kıta sahanlığında devletlerin hakları 2 türe ayrılır;
– Madenler ve öteki cansız kaynaklar
– Deniz yatağı ve toprak altı ile sürekli fiziksel dokunma durumunda bulunan canlılar.
• Kıta sahanlarının sınırlandırılması bir andlaşma ile uluslararası hukuka uygun olarak hakkaniyete göre yapılır.

NOT:

Kıta sahanlığı ile Münhasır Ekonomik bölge arasında çok önemli 2 fark bulunmaktadır.
– Münhasır ekonomik bölgede ilan yapmak şart iken kıta sahanlığında ilana gerek yoktur.
– Münhasır ekonomik bölge deniz içinde yaşayan balıklar vs. kapsarken kıta sahanlığı denizin içinde yaşayan canlılardan yararlanmaya imkân tanımaz.

2. Açık Deniz ve Uluslararası Deniz Yatağı

A. Açık Deniz

• Hiçbir devletin ülkesine girmeyen Uluslararası Deniz Alanına verilen isimdir.
• Kıyısı olsun ya da olmasın her devletin açık denizlerden yararlanma hakkı vardır.
• Açık denizlerde buluna devletler hangi ülkenin bayrağını taşıyorsa o yasalara tabidir.
Bu durumun istisnası olarak bir geminin
– Deniz Haydutluğu
– Köle Ticareti
– Uyuşturucu Maddeler Kaçakçılığı
– İzinsiz Yayın yapma, suçlarından birini işlediği şüphesi varsa herhangi bir uyruk gözetmeksizin denetim ve cezalandırma yetkileri vardır.
– Fakat bu denetim gerçekleştirilirken geminin ticaret gemisi olması gerekir. Savaş gemilerinde ya da ticari nitelik taşımadan kamu hizmetinde kullanılan gemilerin açık denizlerde dokunulmazlığı vardır.
• Bir yabancı gemi kıyı devletinin egemenliğini ihlal ettikten sonra açık denizlere kaçarsa kıyı devletinin gerektiği durumlarda limana çekip sorgulama, batırma ya da kesintisiz izleme hakkı vardır.

B. Uluslararası Deniz yatağı

Birleşmiş Milletler tarafından insanlığın ortak malı kabul edilmiştir. Hiçbir devlet bu bölgede egemenlik iddia edemez.
• Bu alanda yapılacak bir çalışma ancak insanlığın yararına uygun olarak gerçekleştirilmelidir.
• Uluslararası Deniz Yatağının işletilmesi, düzenlenmesi Deniz yatağı Uluslararası Otoritesi tarafından yapılmaktadır.
• Bölgede açılan bir işletme olursa oradan sağlanan gelir Deniz Yatağı Uluslararası Otoritesi tarafından tüm ülkelere hakkaniyet gözetilerek paylaştıracaktır.

Deniz Alanlarının Sınırlandırılması

Devletler, özellikle Münhasır Ekonomik Bölge, Kıta Sahanlığı gibi veya deniz alanlarının sınırlı olması, ilgili deniz alanının yakınlarında adanın/adaların bulunması, kıyı şekilleri gibi temel noktalarda kimi zaman anlaşmazlığına düşerler.

Bu tür anlaşmazlıklar kimi zaman devletlerin aralarında yaptıkları bir antlaşma ile kimi zaman da bir mahkeme veya hakem eşliğinde çözüme kavuşturulmaya çalışılır.

Devletler, istedikleri gibi antlaşma yapmakta özgür olmakla birlikte devamlı artan bu anlaşmazlıklar sonucunda Uluslararası Adalet Divanı bir içtihat geliştirmiştir.

Geliştirdiği bu içtihatta sıralı olmamakla beraber şu 3 yol izlenir:

  • Eşit Uzaklık Çizgisi
  • Hakkaniyet Prensipleri
  • Hakça Çözüm

Eşit Uzaklık Çizgisi

  • Adından da anlaşılacağı üzere iki devlet arasındaki deniz alanı ikiye bölünerek ayrılır.
  • Eşit Uzaklık Çizgisi mutlak nitelikte teamül kazanmış bir metot değildir.
  • Genellikle bir başlangıç olarak kullanılır.

Hakkaniyet Prensipleri

Hakkaniyet prensiplerinde bölgenin tüm unsurları dikkate alınır:

Coğrafi Unsurlar

  • Kıyıların Uzunluğu
  • Kıyınların Girintili-Çıkıntılı olup olmaması
  • Kıyıların Genişliği
  • Adalar

Coğrafi Olmayan Unsurlar

  • Ekonomik Gereksinimler
  • Tarihsel Haklar
  • Ulaşım İle İlgili Faktörler
  • Çeşitli Sınır Andlaşmaları
  • Hakkaniyet Prensiplerinde Coğrafi Unsurların Coğrafi Olmayan Unsurlara nazaran daha önemli bir yer tutmaktadır karar verilirken
  • Uluslararası Adalet Divanı’nın her kararda uygulama zorunluluğu olmadan “Coğrafyanın Üstünlüğü Prensibi” şeklinde bir içtihadı dahi oluşmaya başlamıştır.

Hakça Çözüm

  • Bu kısmında Hakkaniyet Prensiplerinin Sınırlama sorununa “Hakça Çözüm” sağlayıp sağlamadığı kontrol edilir.

Ölçülü/Orantılı olma

  • Bulunan çözüm, devletlerin kıyı uzunlukları, girinti-çıkıntı, koylar, adalar dikkate alınarak orantılı bir biçimde yapılabilmiş mi o kontrol edilir.
  • Diğer bir değişle oransal olarak adaletin sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilir.
  • Örnek olarak, daha uzun kıyılara sahip bir devlet ile daha kısa kıyılara sahip iki devletin aralarında mesafe 100 mildir. Bu iki devletin arasındaki mesafe 50-50 olarak bölmek “Hakça bir Çözüm” tesis etmeyecektir. Kıyıların uzunluğuna göre başka bir şekilde oranlanmalıdır.

Kıyıların Önünü kapatmama:

  • Bir kıyı devletinin ulaşımının sağlanabilmesi için, açık denizlere ulaşabilmesi için kıyıların önünün kapanmaması gerekir.
  • Örneğin 100 deniz mili alanı 95-5 şeklinde ayırıp diğer devletin kıyısının önünü kapatmak Hakça bir Çözüm olmayacaktır.
  • Son olarak Orantılı olmaya çalışmak ve/veya kıyıların önünü kapatmama hakkaniyet bakımından çok daha önemli bir etkenin de zarar görmesine izin verilmemelidir.

Sınırlandırmada Adalar

  • Sınırlandırma yapılırken temelde Adaların hangi devlete ne kadar yakın olduğu ve üzerinde sosyal hayatın, ekonomik yaşamın bulunup bulunmadığı kontrol edilir.
  • İhtilaf yaşanılan ülkenin kıyılarına yakın olan adalar genel olarak fazlaca sınırlandırılmış bir biçimde katılırlar sınırlandırmaya.
  • Üzerinde Sosyal Hayat, Ekonomik Yaşam barındırmayan adalar tümden ihmal edilirler.

Uluslararası Hukuk Tüm Ders Notları

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 1

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 2

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 3

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 4

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 5

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 6

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 7

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 8

Uluslararası Hukuk Ders Notları – 9

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
92

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin