uzay ve hukuk
uzay ve hukuk

Günümüzde teknolojik gelişmelerini art arda sıralamış ülkelerin ve bu ülkelere mensup şirketlerin uzay çalışmalarına şahit olmaktayız. Bu çalışmalarının sonucunda erişilebilir gök cisimlerinde bir yerleşim imkanı sağlandığında bu yerleşimlerin veya oradaki hak iddialarının ne şekilde ileri sürüleceği sizleri düşündürdü mü? Yapılan çalışmaların tüm dünya adına olması varsayımında çalışmaya katılmamış dahi olsa her ülke hak iddia edebilecek midir? Yahut, iddia edilen hakkın boyutu ülkelerin sahip olduğu ekonomik kuvvet ile orantılı mı olacaktır? Bu kıyasları sağlayabileceğimiz meşru düzen var mı? Kendimce sorguladığımda benliğimi, dibini görebileceğime asla inanamadığım bir kuyuda kaybediyorum. Bu yüzden sizleri esrarengiz olana davet ediyorum…

Tarih öncesi dönemlerden beri tartışacak olursak, kişi ya da topluluk bir toprak parçası üzerinde hak iddia ediyorsa bu hakkı savunabilecek kuvvete de mutlaka sahip olmalıydı. Öncesinde bu kuvvetin yönü çok miktarda olmayıp doğrudan savaş gücü ile muhafazası mümkünken bugün hakların savunulması çok yönlülük kazanmıştır. Zira mevcut hak, yalnızca savaş gücü ile değil uluslararası itibarı olan anlaşma ve otoritelerle muhafaza edilebilir kılınmıştır. Çağlar boyu her boyut değişiminde hakkın niteliği ve savunması da farklılaşmıştır. Bu anlamda bir senkronizasyon ihtiyacı hukukun da inovatif ivme kazanmasını gerektirecekti. Hukuk, toplumun değişen ihtiyaçlarına çare olmak adına çevrildi durdu. Arzu ettiği senkronizasyonu hak ve özgürlük karşıtı otoriteler istemese de sağladı. Bugünlerde yeniden büyükçe bir değişimi öngören senkronizasyona ihtiyaç var. Ayni haklara ilişkin hususların belki de yeniden düzenlenmesini gerektirecek ya da en azından bir güncelleme ihtiyacı oluşturarak büyük bir boşluk açacak, boyut değiştirebilecek nitelikte çalışmalar sürüyor. Dolayısıyla ücra olanı düşünmeyi keyif edinmiş biri olarak en azından söz konusu konu üzerinde mülkiyet hakkı perspektifiyle bir düşünce dünyasına erişelim istiyorum.

Mülkiyet Hakkı Nedir?

Mülkiyet hakkının hukukumuzda sınırları keskin olacak şekilde bir tanımı olmasa da üzerine değindiği hususlar itibariyle lafzının hangi manayı hakikat edindiği anlaşılabilmektedir. Hakkın sağladığı yetki en geniş şekilde ise (tam ise) bu ayni hak mülkiyet hakkıdır (MK m. 683 vd.). Sahibine hakkın konusu olan şeyi kullanma (usus), semerelerinden yararlanma (fructus) ve tüketme (abusus) yetkileri sağlar. 1
Mülkiyetin topluma değil bireylere ait olmasını ifade eden özel mülkiyet kavramı, anayasanın 35. maddesi ile güvence altına alınmıştır.

“XII. Mülkiyet hakkı Madde 35 

Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

Tarihten Günümüze Mülkiyet: Bir Sonuca Varmak

Mülkiyet hakkının bize ifade ettiklerini elimizde tutarak tarih boyunca öncelikle düşünürlerin de uğrak yeri olduğu gerçeğini belirtmek gerekir. Buna ek olarak, mülkiyet uğruna savaşların gerçekleşmiş olduğunu zaten bir kenarda tutarsak tüm ideolojik yaklaşımların birçoğunun kökeninde de yine bu kavram vardır. İdeaların savaştığı arena öyledir ki, yüzyılları aşmış ve yine de evrensel nitelikte bir “doğru mülkiyet” formülü edinilememiştir. Günümüzde dünya üzerindeki somut gerçeklikler ve normlar, her ne kadar mülkiyet üzerine ortaya çıkan uyuşmazlıkların sonucunu bilinebilir ya da ortaya çıkarılabilir hale getirse de bu tartışmaların henüz kimsenin tam anlamıyla hakimiyet sağlayamadığı uzayda başka bir boyuta evrileceği kaçınılmazdır. Şimdiden soyut bir literatür oluşturulması, en azından bir taslağın varlığı oluşabilecek kaosun dengeli yönetilmesini sağlayacaktır. Böylelikle, hak iddia eden taraf muhakkak ki hakkının ölçütünü emek faktörüyle açıklama gayretinde olacaktır. Bundandır ki, emeğin bir terazi ile tartılabilmesi mümkün olmadığından ziyanının engellenmesi normların inovasyon ile geleceğe de hitap edebilir olmasıyla mümkün olacaktır.

1       OĞUZMAN M. Kemal, BARLAS Nami (2016), Medeni Hukuk Temel Kavramlar, 22. Bası, 148, İSTANBUL: Vedat Kitapçılık

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
41

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin