veronika ölmek istiyor - veronika ölmek istiyor kitap yorumu - veronika ölmek istiyor alıntı - veronika ölmek istiyor inceleme - veronika ölmek istiyor eleştiri - veronika ölmek istiyor özet - paulo coelho veronika ölmek istiyor
veronika ölmek istiyor

Veronika Ölmek İstiyor Kitap Özeti

Veronika isimli kahramanımızın intiharı ile kitabımız başlıyor. Veronika dört kutu ilaç içtikten sonra düşünmeye başlıyor; kendinden geçene kadar kalan kısa zamanında bazı hesaplar veriyor kendine; Tanrı’yı sonra ölümü ve ölümden sonra ne ve nasıl bir hayatının olacağını, yirmi dört yaşına kadar yaşadıklarının ona yettiğini ve ölümle özgürlüğü tadacağını düşünüyor.

Biri tarafından kurtarılıp ünlü bir tımarhane olan Villete’de buluyor kendini Veronika. Sonrasında doktoru, Veronika’ya aldığı ilaçlar yüzünden kalbinde hasar oluştuğunu ve beş gün gibi kısa ömrünün kaldığını söyler. Veronika değişik duygulara kapılır. Deli değildir ve sadece ölmeyi seçen biriyken kalan kısa zamanını akıl hastanesinde geçirecek olması Veronika’ya yaptığı intiharı ve sonucunu sorgulatır ve pişmanlık duygusuyla yaşamaya başlar.

Villete’te yeni arkadaşlar edinir ve Eduard adında bir şizofrene ilgi duymaya başlar. Villete’te kalan günlerini hiç olmadığı kadar deli geçirmeye karar verir. Yaşlı bir adama tokat atar, akıl hastalarının kurduğu Kardeşlik Çemberi’ne kafa tutmuştur ve istediği zaman istediği saatte piyano çalmış ve kalan kısa zamanında Zedka, Mari ve Eduard ile geçirmiştir.

Zedka ağır depresyon geçirmektedir ve tedavisinde hastaya zarar olasılığı yüksek olan bir yöntem uygulanmaktadır: ensülin ile göksel yolculuğa çıkartılarak. Mari ise panik atak hastası bir avukattır. Sıklaşan atakları ve evliliğinin cehenneme dönüştüğü düşüncesiyle hastaneye yatar ve kısa zaman sonra eşinden ayrılır. Eduard ise diplomat bir ailenin içine kapanık çocuğudur. İnsan ilişkileri konusunda zayıfken babasının görevi nedeniyle yaşadıkları Brezilya’ da Maria adında bir kızla ilişki yaşamaya başlıyor Eduard. Gittikçe değişen Eduard bisiklet kazası geçirdikten sonra mistik ve derin düşüncelerle hastaneden çıktıktan sonra resim çizmeye adıyor kendini  “Cennet Görüntüleri” adı verdiği sanatını bırakmasıyla kendini ve hayallerini kaybetmiş ve uzmanlar tarafından şizofreni tanısı konmuştur.

Veronika piyano çalarken Eduard ile aralarında özel ve sevecen bir bağ kurmuştur. Veronika kalan son yirmi dört saatini dışarda Eduard ile geçirmek ister ve birlikte hastaneden kaçarlar. Ljubljana’ya birlikte çıkıp son saatlerini birlikte geçirirler.

Spoiler

Sonra anlaşılır ki Veronika ölmüyordu, mucizesi yaşama tutunmaktı aslında. Dr. İgor planlı bir şekilde Veronika’ya ölümü düşündürerek ve bazı ilaçlar vererek (fenotal adlı bir ilaçla yapay kalp krizleri belirtileri ortaya çıkartıp) kızın ölüm korkusu ile hayata tutunmasını sağlamıştır. Ayrıca Dr. İgor “ölüm bilinci bizi daha yoğun yaşamaya yöneltir” tezine denek olarak Veronika’yı seçmiştir.

Spoiler

Veronika Ölmek İstiyor Eleştiri

Veronika’nın nedenleri şunlardı: Yaşamında farklılık göremiyor ve her şey ona tekdüze geliyordu. Kilit noktamız hayatın sıradanlaşması ya da amaç kaybı; ne uğruna yaşadığını sorgulaması insanın… Belki Veronika’yı toplum öldürdü belki kendi yalnızlığı… Ama eğer intihar etmek delilik olarak değerlendiriliyorsa yaşamındaki tekdüzelik itmiştir. Yani kurtuluşu delirmekte aramıştır ve Veronika dünyanın günceline sahip biri ve olanlar ona doğru gelmemekle birlikte düzeltilemez kanaati onda karamsarlığı doğurmuştur. “İnsanın yaşadığı coğrafya insanın kaderi“. İntihar ettiği kısımda dergiden Slovenya nerededir başlığına Veronika’nın tepkisinden bu çıkarımda bulunuyorum. Açıkçası ben bu kitabı geçen sene okumuştum ve bende inanılmaz etki bırakmıştı. Bu yazıyı yazmadan önce kitabı bir daha okudum ve geçen sene oluşan etki bu sene oluşmadı bende. Şöyle açıklamam gerekirse: Delilik kavramı yüzeysel, karakterlerin hayat öyküleri anlatılmış ama inandırıcılıktan yoksun ve Villette gözümde çok canlanamadı; akıl hastanesi dolu ama içindeki hastaların psikolojik travmalarını tam olarak biz okuyuculara serilmediğini düşünüyorum. DELİLİK kavramının acısıyla tatlısıyla biraz daha üstünde durulmasını bekledim.

Veronika “ömründe hiçbir delilik yapmamıştı“  Villete’te geçirdiği kısa zaman diliminde bu duyguyla (delilik kavramını duygu ve his olarak yorumluyorum çünkü bence herkes delidir sadece yoğunluğu önemli) ve Eduard ile yaşadığı bağla belki de yaşama tutunuyor ama bu değişim kitapta biraz daha inandırıcı olmalı (yaşama tutunması) çünkü insanlar değiştirilemez kolay kolay. En büyük yanılgı bence budur gündelik hayatta. Düşünüyorum bir insanın kendini öldürme raddesindeyken yaşama bu kadar kolay tutunması anca romanlarda olur dedirttirdi bana. Şu gerçek yadsınamaz; her kitabın eksisi farklı kişilere belki farklı zamanlarda, farklı duygular uyandırması kişinin yaşanmışlıklarının birikmesine ve nasıl birikmesine bağlı…

Paulo Coelho’nun iki kitabını daha okumuştum; Simyacı ve Portobello Cadısı. Üç eserin ortak noktaları yazarın kitaplarının biraz mistik biraz gizemlilikle birlikte romanlarının sürükleyici oluşu, ama dil olarak “Veronika ölmek istiyor“ diğer okuduğum kitaplarına nazaran daha sade.

Geçen Sene Kitabı Bitirdiğimde Kitap Hakkında Düşüncelerim:

Veronika’nın kendince sebepleri vardı intihar için ama insanın kendi elinde umut tarlasını sürmek de, yok etmek de… Veronika’nın hayata tutuması hastanedeki yaşama ve aşka tutkusuna bağlıdır, geç fark edilmiş bir tutku… Belki delirmek iyileşmek demekti ve artık benim için umut demek, Veronika demekti. Yeniden doğan küçük büyük umutlar, ölüp ölüp dirilen umutlar…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
2411

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin