yargı reformu paketi
yargı reformu paketi

Giriş

Yargıya duyulan güven” son zamanlarda üzerinde oldukça tartışılan bir kavram. Hukuk faaliyetlerinin ifa edilmesinde karşımıza çıkan bazı tartışmalı işlemler/kararlar, genel olarak adalete duyulan güvenin sarsılmasına neden oldu. Bunlar üzerinde ayrıca durulması gerektiği bir tarafta dursun, Adalet Bakanlığının bu konuyla sorunların çözümü için hazırlamış olduğu yargı reformu paketine bir göz atmakta fayda var.

Türkiye Barolar Birliğinin de katılımıyla geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bazı detayları açıklanan, bu yazıyı yazmaya başladığım günlerde (ekim ayının ilk haftası) bir kısmının mecliste görüşüldüğü paketin tam adı, Yargı Reformu Strateji Belgesi.

Paket ile ilgili Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve tüm detayları içinde barındıran PDF dosyasını, buradan görüntüleyebilirsiniz.

Türkiye Barolar Birliği, geçtiğimiz haftalarda tüm avukatlara bu strateji belgesinin neler içerdiğini ve yargı reformuyla nelerin amaçlandığına dair kısa kısa bilgilerin yer aldığı bir kitapçık gönderdi. Benim de elime ulaşan bu kitapçıkta yer hususları, naçizane görüşlerim ile birlikte paylaşacağım.

Yargı Reformu ile Yapılacaklar

1- Hukuk alanındaki mesleklere girişte sınav

Yargı reformu ile ilgili haberler çıkmaya başlamadan önce de üzerinde tartışılan bir konu olan mesleğe giriş sınavı ile ilgili düzenlemeler de yargı reformu programı içerisinde yer alıyor. Buna göre; avukatlık, noterlik, hâkimlik ve savcılık mesleğine girmek için adayların öncelikle yazılı, test usûlü yapılacak bir sınavdan geçmeleri gerekiyor.

Böylece, eğitim-öğretim altyapısı ve kadrosu tamamlanmadan hukuk fakültesi açma taleplerinin azaltılması hedefleniyor. Daha nitelikli hukukçuların, daha nitelikli fakültelerden eğitim alarak mesleğe başlamalarını öngören bu değişiklik, yargı reformu paketinin hiç şüphesiz en önemli değişikliklerinden birisi olacak.

Değerlendirme: Açıkçası hukuk mesleklerine girişte bir sınav yapılmasını yanlış bulmamakla birlikte, günümüz Türkiyesinde hukuk alanında yaşanan problemlerin çözümü açısından ilk etapta yapılması gereken bir eylem olarak görmüyorum. Herkesin bildiği üzere, mesleklerdeki en temel problem, niteliksiz elemanlar. Nitelikli hukukçu, nitelikli fakültede yetişir. Bu kriteri karşılamayan fakülteler ile ilgili bir adım atılmadan, fakültesinden mezun olup mesleğini yapmaya hazırlanan genç meslektaş adaylarının önüne sınav koymanın yanlış olacağı kanaatindeyim. Eğitim-öğretim kadrosunda profesör bile olmayan hukuk fakültelerinin varlığı, bahsettiğimiz problemin hâlen daha geçerli olacağının işareti.

Bu noktada ilk olarak yapılabilecek şey, mevcut fakültelerin denetlenmesi ve belirli bir standardı karşılamayan fakülteler ile ilgili yaptırım uygulanması olabilir. Böylece hâlihazırdaki fakültelerin de kendilerini gözden geçirmesi ve değiştirmesi sağlanabilir. Bunu sağladıktan sonra yapılacak bir mesleğe giriş sınavı, ulaşılmak istenen amaca daha sağlıklı ulaşmayı sağlayabilir.

2- Hukuk fakültesi barajının yükseltilmesi

İkinci olarak bahsedilebileceğimiz önemli değişiklik, üniversite yerleştirmelerinde hukuk fakültesi için öngörülen sıralama barajının 190 binden 100 bine çekilmesi. Böylece kalitenin artırılması hedefleniyor.

Değerlendirme: Barajın 190 binden 100 bine çekilmesini doğru bulmakla birlikte, 100 bin barajını da yetersiz bulmaktayım. 2013 yılında kendi fakülteme 28 bin ile son sıralardan girdim. Ortalama olarak 15 bin ile 28 bin arası derecelere sahip diğer dönemdaşlarımın eğitim-öğretim sürecindeki hayatlarını ve derslerdeki performanslarını göz önüne aldığımda, 100 bin barajı ile hukuk fakültesine girip mezun olan ve mesleğe başlayan bir hukukçunun ne kadar nitelikli ve kaliteli olacağı bir soru işareti. Elbette ki sıralama hiçbir şey değil, bunu da göz önüne almak lazım. Fakat yine de, 100 bin barajının yetersiz olduğunu söylemek durumundayım.

3- Avukatlık ücretinde KDV indirimi

Bir diğer değişiklik ise avukatlık ücretinde KDV indirimi olacak. Vatandaşların avukatlık hizmetlerinden daha rahat yararlanabilmesi ve adalete daha kolay ulaşabilmeleri öngörülüyor.

Değerlendirme: Teorik olarak iyi görünmekle birlikte bu değişikliğin biraz daha detaylandırılmaya ihtiyacı var. KDV indirimi nasıl olacak, hangi oranlarda indirim yapılacak, bu konularda daha kapsamlı bir bilgi sahibi olunması hâlinde daha sağlıklı yorum yapılabilir.

4- Bazı hukukî işlem ve sözleşmelerin avukatlar tarafından yapılması

Tapuya ilişkin işlemlerin, gayrimenkûl aynına ilişkin sözleşmelerin ve bazı kira sözleşmelerinin yalnızca avukatlar tarafından yapılabileceği bir sistem getiriliyor. Böylece hem bu işlemlerin hukuka uygunluğu sağlanacak hem de uyuşmazlık çıkması engellenerek adliyelerdeki iş yükü bir nebze olsun azaltılacak. Bu değişiklik ayrıca avukatlar için yeni bir iş kapısı anlamına da geliyor.

Değerlendirme: Yukarıda sayılan işlemleri ve sözleşmeleri sadece avukatların yapabileceğini hüküm altına almak, işlemi/sözleşmeyi yapan taraf(lar) açısından bir avukatla anlaşma ve belki de ona para verme yükümlülüğünü doğuracak. Her ne kadar avukat yardımıyla sözleşmenin yapılması suretiyle işlemin/sözleşmenin geçersizliğine ilişkin uyuşmazlıkların doğmaması amaçlansa da, taraf(lar) açısından da bakıldığında ekstra bir yükümlülük söz konusu. Buna örnek olarak; sözleşmeyi düzenleyecek bir avukat bulmak, taraflar olarak üzerinde anlaşılabilecek bir sözleşme metni oluşturmak ve avukata bu iş karşılığında ücret ödemek söylenebilir. Hakeza, avukat açısından da; işleri arasında bu tip bir hukukî işleme vakit ayırmak ve bu sözleşmedeki gözden kaçan olası bir hukuka aykırılıktan sorumlu olmak gibi külfetler söz konusu olabilecektir.

Buna ek olarak böyle bir düzenlemenin, Anayasa ve kanunlarla birlikte vurgulanan sözleşme özgürlüğüne de bir müdahale olabileceğini söylemek gerekir. Anayasanın 48. maddesine göre, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” Avukat yardımı almaksızın yukarıda sayılan türlerden bir sözleşme yapmak isteyen bir kişinin bu hakkına bu tür bir müdahalenin hukuka aykırı olarak yorumlanabileceğini düşünüyorum.

5- İş uyuşmazlıklarında, arabuluculukta işçiye avukat kolaylığı

Ceza yargılamasında da olduğu gibi, iş uyuşmazlıklarında, arabuluculuk görüşmelerinde işçiye dilerse barodan bir avukat sağlanması öngörülüyor. Böylece bir taraftan işçinin hukukî haklarının bir hukukçu tarafından korunması sağlanırken, bir taraftan da avukat için yeni bir iş imkânı getiriliyor.

Değerlendirme: Düzenleme hem işçi açısından hem de avukat açısından bir “kazan-kazan” ilişkisi doğuruyor denebilir, fakat avukatın ücret hakkının nasıl karşılanacağı bir sorun. İşçi, avukatın ücretini karşılayamayacak durumda ise, bu sorunun nasıl çözüleceği, devletin işçiye yardımcı olup olmayacağı konusu ile ilgili de bir çözüm açıklanırsa daha tatmin edici olur. İşçinin de, avukatın da mağdur olmayacağı bir yol, yargı reformu ile atılan en önemli adımlardan birisi olacaktır.

6- Stajyer avukatlara avukat yanında ücretli ve sigortalı çalışma hakkı

Yargı reformuyla düzenlenen mesleğe giriş ve sınavı ve barajın yükseltilmesi yollarıyla birlikte, hukuk fakültelerinin her sene verdikleri mezun sayısında bir azalma hedefleniyor. Bu azalmaya paralel olarak, hukuk mezunu olup da avukatlık stajına başlayan stajyer avukatların, bu süreçte avukat yanında çalıştıkları süre zarfında ücretli ve sigortalı çalışmalarına kanunî dayanak getirilecek.

Değerlendirme: Avukatlık stajı sürecindeki en büyük problemlerden biri, stajyerlerin avukat yanında çalıştıkları zaman zarfında gösterdikleri emeğin karşılığını tam olarak alamamaları. Asgarî ücretin dahi altında, karın tokluğuna denilebilecek ücretlerle çalışmak durumunda kalan stajyerlerin bu sürecine, yargı reformuyla ne kadar etkili bir müdahale olacağı bir soru işareti. Örneğin, stajyer için bir ücret alt sınırı belirlenecek mi? Sigortanın kapsamı nedir? Bununla birlikte, stajyerlerin diğer sorumlulukları (baronun eğitim faaliyetleri, adliye stajı yapılıyorsa yanında staj yapılan hâkim/savcıya karşı olan sorumlulukları vs) nasıl üstlenilecek? Bu sorular açık ve net bir şekilde cevaplandırılmadan bunu değerlendirmek çok da doğru olmayacak. Ama yine de, olumlu bir adım olduğunu söylemek gerekiyor.

7- Kamu avukatlarının ek göstergelerinin düzenlenmesi

Kamu avukatlarının ek göstergelerinin düzenlenmesi ile birlikte, emekli olan avukatların daha yüksek emekli maaşı ve ikramiyesi almaları sağlanacak. Ayrıca hak ve yetkileri ile birlikte statülerinde de iyileştirmeler yapılacak.

Değerlendirme: Adalet Bakanlığının yayınlamış olduğu strateji belgesinde de görülebileceği üzere, bu konu çok muğlak ifadelerle adeta geçiştirilmiş. Ek göstergede nasıl bir düzenleme yapılacağı, hak ve yetkilerde hangi değişikliklerin yapılacağı hususlarında adeta hiçbir açıklama yok. Sadece bu yönde düzenlemeler yapılacağı belirtilmiş. Açıkçası bu cümleleri yetersiz buluyorum. Daha somut, kafada soru işareti bırakmayacak ifadeler olması gerektiği kanaatindeyim.

8- Vatandaşlara hukukî himaye sigortası

Hukukî himaye sigortası; sigortalının (yani vatandaşın) imzalamış olduğu poliçe kapsamında yer alan dava çeşitleriyle sınırlı olmak yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretlerinin sigortacı tarafından karşıladığı bir sigorta sözleşmesi çeşididir. Bu sözleşmeler ile, vatandaşın düşük prim giderleri karşılığında adalet hizmetlerinin gerektirdiği giderlerin sigortacı tarafından ödenmesi, böylece vatandaşın adalet hizmetlerinden daha rahat yararlanabilmesi sağlanır.

Hukukî himaye sigortası, aslen ülkemizde var olan ve az da olsa uygulanan bir sistem olmakla birlikte, geliştirilmeye oldukça muhtaç. Sigortanın karşıladığı masraflar, dava türü olarak sınırlı olduğu gibi, belirli durumlarda ya kısmen karşılanmakta ya da hiç karşılanmamaktadır. Bu nedenle de vatandaş tarafından pek tercih edilmeyen bir müessese olduğu söylenebilir.

Yargı reformu kapsamında, hukukî himaye sigortasıyla ilgili bazı genel düzenlemelerin yapılması ve kapsamının genişletilmesi hedefleniyor. Bununla birlikte, bu kurumun vatandaşlarca bilinmesi ve yaygınlaşması için bazı çalışmalar da yapılacağı, strateji belgesinde ifadesini buluyor.

Değerlendirme: Hukukî himaye sigortası açıkçası oldukça faydalı görünen bir kavram. Bu kavramın içinin daha da doldurulması ve yaygın bir kullanım aralığına ve sıklığına sahip olmasının da adalet hizmetlerine ulaşmak için gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan, bu konuyla ilgili düzenlemeler yapılacak olması oldukça önemli. Kanaatimce, hukukî himaye sigortasına ihtiyaç vardır ve bu ihtiyacın bir an önce giderilmesi gerekmektedir.

9- Yargıya teknolojik destek

Yargı reformunda yer alacak olan düzenlemeler, elbette değişen ve gelişen teknolojiden de nasibin alıyor. Buna göre, duruşma tutanaklarının “doğrudan” elektronik ortamda tutulduğu bir sistem planlanıyor. Bununla birlikte ara kararların celse arasında hayata geçirilmesini zorunlu hâle getiren düzenlemeler de kapıda. Böylece kırtasiye masraflarından kısıldığı gibi, zaman açısından da tasarruf yapılması söz konusu olabilecek.

Değerlendirme: Duruşma tutanakları zaten UYAP bilişim sistemine de kaydediliyor ve hem dava dosyasına hem de duruşmaya katılan taraflara ve vekillerine suretleri veriliyor. Tutanakların “doğrudan” elektronik ortamda tutulması, kırtasiye masraflarını azaltması açısından uygun bulunabilse de, elektronik ortamda yaşanabilecek bazı sorunlar yargılama faaliyetlerine zarar verebilir. Bu tip beklenmedik durumlara karşı tedarikli olunması hâlinde oldukça olumlu bir düzenlemenin bizi beklediğini söylemek mümkün.

Ara kararlar, özellikle uygulamada birtakım nedenlerden dolayı sık sık geciktiriliyor ve yargılama faaliyetlerinin uzamasına neden oluyor. Sadece ara karar yerine getirilmediği için, kararın tekrar edildiği birçok formalite duruşması, mahkemelerin günlük işlerinde bolca yer kaplıyor. Bu açıdan, ara kararların celse arasında yerine getirilmesini sağlayacak bir sisteme gerçekten de çok ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılamaya muvaffak olacak bir sistem, yargılama faaliyetlerinin oldukça hızlanmasını sağlayacaktır.

10- Avukatların davada kullanacakları bilgi ve belgelere erişiminin kolaylaştırılması

Savunma hakkının genişletilmesi ve kolaylaştırılması amacıyla, avukatların davada kullanacakları bilgi ve belgelere erişimini sağlayacak, sahip oldukları yasal yetkileri güçlendiren birtakım düzenlemeler yapılması öngörülüyor. Bununla birlikte, avukatın sunduğu belgelere güvenin esas olarak öngörülmesi, karşı tarafın makul sebeplerle yaptığı itiraz haricinde bu belgelerin gerçek ve doğru olarak kabul edileceği, yargı reformuyla birlikte getirilmesi planlanan bir yenilik. Böylece yargının hızlandırılması da sağlanacak.

Değerlendirme: Savunma hakkı anayasal temeli de olan oldukça önemli bir temel hak. Bunun mümkün olduğunca geniş tutulması gerekmekte. Bu kapsamda avukatın, bir vatandaş için ulaşılması güç bilgi ve belgelere daha kolay ulaşabilmesini sağlayacak yetkilere sahip olması savunma hakkının amacına hizmet edecek önemli bir düzenleme olarak karşımıza çıkıyor. Düzenlemenin ikinci kısmı olan “avukatın sunduğu belgelere güven” ilkesi ise biraz kafa karıştırıcı görünüyor.

Bir resmî belgeyi kim sunarsa sunsun, sunduğu belgenin sahteliği ispat edilinceye kadar doğru olduğu kabul edilir ve ona göre işlem yapılır. Diğer belgeler için de sahteliğin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu noktada avukata ya da diğer tarafa bir üstünlük sağlamaktan çok, her iki tarafa da eşit yaklaşılmasının hukukun genel ilkelerine ve bittabi Anayasa ve kanun hükümlerine uygun olacağı kanaatindeyim.

11- Belirli bir kıdemin üstündeki avukatlara hususî damgalı (yeşil) pasaport alma imkânı

Hususî damgalı, yani yeşil renkli pasaport, aslında belirli niteliklere sahip devlet memurlarına, yurt dışında araştırma, inceleme ve ya denetleme yapmaları amacıyla verilen bir pasaporttur. Yani bu pasaporttan yararlanabilecek kişiler açısından da, pasaportun kullanım amacı açısından da sınırlandırılmış bir pasaporttur. Bununla birlikte, yapılan kanunî düzenlemelerin etkisiyle birlikte hususî damgalı pasaportun kullanım alanı oldukça genişletilmiştir. Araştırma, inceleme gibi amaçlar bir kenarda dursun, keyfî seyahatlar için dâhi bu pasaport kullanılabilmektedir.

yeşil pasaport
yeşil pasaport

Avukatlara yeşil pasaport imkânı getirilmesiyle birlikte, avukatın yurt dışına çıkışı kolaylaştırılacak. Özellikle de vize isteyen ülkelere girişte, hususî damgalı pasaportlar, vatandaşların da kullanabildiği umumî (kahverengi) pasaportlara nazaran avukatların işlerini daha çabuk yürütmelerini sağlayacak.

Değerlendirme: İlk paragrafta da vurguladığımız gibi, hususî damgalı pasaport, yapılan kanunî düzenlemelerin ardından kuruluş amacından oldukça sapmıştır. Bir kere, kullanım alanı açısından oldukça sınırlandırılan bu pasaportlar, zamanla keyfî seyahatlar için de kullanılır hâle gelmiş, kanun koyucu ise bu duruma maalesef seyirci kalmıştır.

Bununla birlikte, hususî damgalı pasaportlar esas olarak devlet memurları, yani kamu görevlileri için öngörülen bir pasaport türüdür. Fakat avukatlar kamu görevlisi değillerdir. Gerçi yapılan düzenlemeler, kamu görevlisi olmayanlar (fakat belirli nitelikleri taşıyan ve belirli işleri yapanlar) için de hususî damgalı pasaport almayı kolaylaştırmış ise de; kanun koyucunun asıl amacının kamu görevlilerinin, görevleriyle ilgili olarak yurt dışında yapmaları gereken işlerini yapmalarını kolaylaştırmak olduğunu da unutmamak gerekir. Bu nedenle yapılmak istenen değişikliğin hukuka aykırılık teşkil ettiği kanaatindeyim.

12- Temyize tâbî hükümlerin sayısının artırılması

Temyiz, bir olağan kanun yoludur ve Yargıtay tarafından yapılır. Bu incelemede, uyuşmazlıkta hukuk kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığı araştırılır. Bir diğer ifadeyle, sadece hukukîlik denetimi yapılır. Fakat bazı durumlarda mahkeme kararlarının temyize gidilmeden kesinleşebilmesi hüküm altına alınmıştır. Genellikle belirli bir parasal değerin altına olan davalarda temyiz yoluna başvurulamamaktadır.

Yeni düzenlemelerle birlikte temyize tâbî hükümlerde bir artış sağlanarak, daha fazla konuda temyize gidilebilmesi sağlanacak. Bununla birlikte, düşünce özgürlüğü konusunda ekstra bir hassasiyet gösterilmiş, buna ilişkin suçlarda herhangi bir sınırlama uygulanmaksızın temyize gidilebilme hakkı öngörülmüştür.

Değerlendirme: Düşünce özgürlüğüne gösterilen hassasiyeti doğru ve gerekli bulmakla birlikte, temyiz kapsamının genişletilmesi, önceden yapılan düzenlemelerle bazı çelişkiler barındırıyor. Bilindiği üzere, istinaf mahkemelerinin kurulmasıyla birlikte, artık ülkemizde üç aşamalı bir yargı düzeni kurulmuştur. Bununla birlikte, ilk derece mahkemelerinden (birinci aşama) verilen kararlar önce bölge adliye mahkemelerinde (ikinci aşama) istinaf denetiminden, ardından da Yargıtay’da (üçüncü aşama) temyiz denetiminden geçecektir.

İstinaf yargı denetiminin getirilme amacı ise, Yargıtay’ın iş yükünü hafifleterek bazı kararların Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşmesidir. Temyiz denetiminin kapsamının genişletilmesi, istinaf mahkemelerinin kuruluş amacıyla çelişen bir durumdur. Madem Yargıtay’ın iş yükü hafifletilecekti, o zaman şimdi temyize tâbî hükümlerin sayısı neden artırılmak isteniyor. Veyahut, madem temyize tâbî hükümlerin sayısı artırılacaktı, istinaf mahkemeleri neden kuruldu?

Düşünce özgürlüğüne ilişkin durumlarda istinaf üzerine temyiz denetiminin ise uygun olduğu kanaatindeyim. Gerek iç hukukumuz, gerekse de uluslararası hukukta düşünce ve ifade özgürlüğü çok büyük bir öneme sahip. Buna ilişkin önemli düzenlemelerin iç hukukumuzda da ifadesini bulması, mevzuatımızın uluslararası hukuka da uygun olması açısından hayli önemlidir.

13- Tutuklama kararlarına ilişkin düzenlemeler

Yargı reformunda yer alan değişiklikler içerisinde hiç kuşkusuz en önemli değişikliklerden biri de tutuklama koruma tedbiri için öngörülüyor. Buna göre, tutuklama kararı verilme şartlarının biraz daha zorlaştırılması, mümkün oldukça tutuklama koruma tedbirine başvurulmaması, başvurulduğu takdirde de uygulanmasında ölçülülük ilkesine dikkat edilmesi, yargı reformuyla ulaşılmak istenen hedeflerden birisi. Bunu sağlamak için de, tutuklama kararlarının gerekçelendirilmesi konusunda birtakım eğitim çalışmaları düzenlenmesi öngörülüyor.

Değerlendirme: Tutuklama kararı, kuvvetli suç şüphesinin ve failin kaçması ya da delilleri saklaması gibi bazı tehlikelerin var olması hâlinde verilen, biraz da hâkimin takdirine bağlı bir koruma tedbiridir. Bu yönüyle, aynı nev’iden olaylarda bir hâkim tutuklama kararı verebiliyorken, bir başka hâkim ise vermeyebiliyor.

Tutuklama, her ne kadar kanunda detaylıca düzenlenmiş bir koruma tedbiri olsa da, sonuç olarak kişinin temel hak ve hürriyetlerine bir müdahale içermektedir. Dolayısıyla bu tedbirin dikkatli uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde, bu karardan dolayı mağdur olanlar açacakları davayla devletten ve dolayısıyla o kararı veren hâkimden hesap sorabileceklerdir.

Bu nedenle tutuklama koruma tedbirine mümkün olduğunca az başvurulmalıdır. Hâkimlerin, her olayı dikkatlice inceleyerek duruma göre tutuklama kararı vermesi/vermemesi büyük önem taşımaktadır. Bu konuda hâkimlere yol gösterecek hukukî düzenlemeler ve verilecek eğitimler, tutuklama koruma tedbirinin daha sağlıklı uygulanmasını sağlayacaktır. Özellikle de tutuklama koruma tedbirinin uygulanmasında gözetilecek şartların güncellenerek, takdirîliğin mümkün oldukça azaltılarak yerini nesnel ölçütlere bırakması bu tedbirin daha sağlıklı bir uygulama alanına sahip olmasını temin edebilir.

14- Hâkim ve savcıların terfilerinde yapılan değişiklikler

Hâkim ve savcıların terfilerinde bakılacak ilk unsur, hâkim ve savcıların performansları ve bittabi liyakatleri olacak. Bunu sağlamak için bazı nesnel ölçütler getirilecek. Böylece hem Anayasa Mahkemesi hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da uygunluk amaçlanıyor.

Değerlendirme: Sadece hâkim ve savcılık için değil, her alanda bakılması gereken en önemli unsur performans ve liyakat olmalıdır. İşi, partizan düşüncelerle “yandaşa” bırakmak, o işin olması gerektiği gibi yapılmayacağı sonucunu doğurabilir. Bu nedenle, işi onu hak eden kişinin yapması gerekmektedir. Bu açıklamanın tanımı olan liyakat ilkesine ise sadece devlet işlerinde değil, hayatın her alanında yer vermek gereklidir.

15- Suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenlemeler

Suça sürüklenen çocuklarla ilgili yapılması planlanan değişikliklerle, özetle; 15 yaşından küçük çocukların, ilk kez bir suça sürüklenmeleri hâlinde, belli başlı bazı ağır suçlar haricinde ceza davası yerine başka yöntemler uygulanması ve bu çocukların yeniden topluma kazandırılması amaçlanıyor.

Değerlendirme: 18 yaşından küçük, yani çocuk olan kişilerin suça sürüklenmeleri hâlinde, kendilerine verilecek ceza yetişkinlere nazaran daha az olmakta. Bu ise cezanın kişiyi ıslah edici özelliğini kısmen sağlayan bir etken. 18 yaşını doldurmamış ve işlediği suçun fiilî ve hukukî sonuçlarını tam olarak algılayamayan bir çocuğa hapis cezası vererek onu ıslah etmenin doğru olup olmadığı tartışılması gereken bir mesele.

Bu açıdan, bahsi geçen düzenlemenin yapılması oldukça olumlu. Suça sürüklenen çocuğun ıslah edilmesi ve yeniden topluma kazandırılması amacıyla bu tip alternatif çözüm yollarına gidilmesi, hem yargı yerlerinin iş yükünü bir nebze olsun azaltacak, hem de suça sürüklenen çocuğun ıslah edilerek topluma kazandırılmasını kolaylaştıracaktır.

16- İcra ve İflas Hukukuna ilişkin değişiklikler

Bu alanda ilk olarak, icra ve iflas sisteminin; yönetim, personel ve teşkilat yapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Öte yandan buradaki işlerin kolaylaştırılması ve hızlandırılması amacıyla; yeni bir icra dairesi modeli oluşturulması ve sanal icra dairesi uygulamasının başlatılması öngörülüyor. Ayrıca; icra yoluyla satışların sadece elektronik ortamda yapılması, icra-iflas işlerinde alınan harç ve masrafların azaltılması, ihalelere katılım sağlanması için katılımcılarca verilecek teminat miktarının azaltılması gibi değişiklikler de düşünülüyor.

Değerlendirme: İcra İflas Kanunumuz 87 yıllık eski bir kanun. Çıkarıldığı dönemin koşulları ile günümüzün koşulları çok farklı. Bir kere, o dönem kullanılan Türkçe ile günümüz Türkçesi bile çok farklı. Şu an kanunu okuyan bir insan, madde hükümlerini anlayamayabiliyor. Bu nedenle kanunda ciddi değişiklikler yapılması gerekmekte.

Bu doğrultuda, icra-iflas işlerinde teknolojik olanakların daha fazla yer alması, işlerin hızlandırılması ve icra-iflas dairelerindeki fizikî yoğunluğun azaltılması açısından büyük önem arz ediyor. Ayrıca bu işlemler yapılırken alınan harç ve masrafların azaltılması da, özellikle dar gelirli vatandaşların bu hizmetlerden daha sağlıklı yararlanabilmesini sağlayacaktır.

Yeni icra dairesi modeli, icra-iflas dosyasının taraflarının daireye girmelerini ve işlem yapmalarını gerektirmeksizin; banka veznesinde işlem yapar gibi, sıra numarası alarak dairedeki görevliler vasıtasıyla dosyasına dokunmadan yapmak istediği işlemi yapabilmesini sağlıyor. Bu model, bazı adliyelerde şu anda deneme amacıyla uygulanıyor. Böylece hem icra dairelerindeki yoğunluk azalıyor hem de uygulamada sıkça karşılaşılan “icra dosyalarının kaybolması” sorunu ortadan kalkıyor. Bu sistemin tek sorunu, işlemlerin yapılmasının ne kadar zaman alacağı. Düzgün işleyen bir çalışma sistemi, işlemlerin kısa sürede sonuçlandırılmasını sağlayabilir. Böyle bir sistem kurulması, adliyelerdeki en yoğun ve stresli çalışma koşullarına sahip icra dairelerindeki herkesi tatmin edebilecektir.

17- Hâkimlerin uzmanlaşması

Günümüz uygulamasında, o anki ihtiyaca göre hâkimlerin bir şehirden bir diğerine, veyahut aynı şehir içerisinde başka bir mahkemeye farklı bir branşta atanması söz konusu olabiliyor. Mesela, bir ceza mahkemesi hâkimi bir hukuk mahkemesi hâkimi olarak atanabiliyor. Bu değişiklik ile birlikte, hâkimlerin tek bir branşta uzmanlaşmaları hedefleniyor. Hukuk hâkiminin hukuk, ceza hâkiminin ise ceza hâkimi olarak mesleğini sürdürmesi, bu değişiklik ile öngörülen amaç olarak dikkat çekiyor.

Değerlendirme: Hâkimlerin uzmanlaşması adaletin gerektiği gibi tecelli edebilmesi açısından oldukça kritik. Ceza hukuku alanında uzman, tecrübeli bir hâkimin bir ceza davasında vereceği karar ile, tecrübesiz ve hukuk mahkemesinden yeni atanmış bir hâkimin vereceği karar arasında bazı farklılıklar olabilir. Bu açıdan bakıldığında, hâkimlerin uzmanlaşmasının oldukça önemli olduğu söylenebilir.

18- Asliye ceza mahkemelerinde duruşmalarında savcı uygulamasının geri dönmesi

Şu anda asliye ceza mahkemelerinde görülen duruşmalarda Cumhuriyet savcıları yer almıyor. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 9. maddesine göre, 31/12/2019 tarihine kadar duruşmalarda Cumhuriyet savcısı olmayacaktır. Bu kuralın amacı ise bir Anayasa Mahkemesi kararında şöyle açıklanmıştır: “…bir yandan Cumhuriyet savcılarının soruşturmaları daha etkin ve süratli bir şekilde yürütebilmelerine imkân sağlanması, diğer yandan sulh ceza mahkemelerinin kapatılması ve bölge adliye mahkemelerinin yakın zamanda faaliyete geçirilmesinin planlanması nedeniyle ortaya çıkan Cumhuriyet savcısı ihtiyacının karşılanması…” (AYM, 2015/9 E, 2015/94 K, 22.10.2015 T)

Yukarıda bir kısmı alıntılanan Anayasa Mahkemesi kararında, asliye ceza mahkemelerinde Cumhuriyet savcısının bulunmayışının Anayasaya aykırılık teşkil ettiğinden bahisle itiraz edilmiş, Anayasa Mahkemesi ise bu düzenlemeyi Anayasaya uygun bularak başvuruyu reddetmiştir. Şimdi ise bunlara zıt olarak duruşmalarda savcının tekrardan yer alması öngörülüyor. Neden olarak ise strateji belgesinde yalnızca “Cumhuriyet savcısı sayısının artması” belirtiliyor.

Değerlendirme: “Cumhuriyet savcılarının soruşturmaları daha etkin ve süratli bir şekilde yapmalarını sağlama” amacıyla duruşmalara girmesi engellenen ve anlaşıldığı kadarıyla gerekli de görülmeyen bu durumun şimdi “Cumhuriyet savcısı sayısının artması” nedeniyle gerekli görülmesini, kanunun ilgili geçici maddesinin amacıyla paralel değil, bilakis çelişik olarak görüyorum. Cumhuriyet savcıları, duruşmalara girmeyerek işlerini daha hızlı ve verimli yürütüyorlarsa, neden şimdi duruşmalara girmeleri sağlanmak isteniyor? Duruşmalara girmeleri, işlerini aksatmayacak mıdır?

19- Hâkimlere coğrafî teminat

Strateji belgesinin deyimiyle coğrafî teminat, “…belli bir kıdemdeki hakim ve savcıların mesleki başarılarının da gözetilmesi suretiyle istekleri olmaksızın görev yerlerinin değiştirilememesidir.” Alıntılanan metinden anlaşılacağı üzere, hâkimlerin görev yerlerinin değiştirilmesinde kendi istekleri göz önünde tutulacak.

Değerlendirme: Sadece hâkimler için değil, aslında herkes için yaşadığı yerden başka bir yere atanma ve orada bir düzen kurup yaşamaya devam etmek kolay değil. Özellikle de hâkimlik gibi, ciddi bir bağımsızlık ve tarafsızlık isteyen, hâkimin işini iç ve dış bütün etkenlerden arî olarak yapabilmesini sağlayacak bu değişiklik hiç şüphesiz oldukça olumlu. Fakat burada bahsedilen kıdemin süresi ve özellikle meslekî başarı konusunda, mümkün olduğunca subjektiviteden uzak ölçütler konulması, coğrafî teminatın sağlığı açısından oldukça kritik olacaktır.

20- Hedef süre uygulaması

Yargılamanın makul sürede tamamlanması için hedef süre uygulaması getiriliyor. Bunun içinde; belirlenen süre içerisinde sonuçlanmayan davalara ilişkin önlemler alınması, kendisinden bilgi ve belge istenen makamların bu istemleri en kısa sürede yerine getirmelerinin sağlanması gibi süreleri kısaltıcı bazı faaliyetlerin hayata geçirilmesi öngörülüyor.

Değerlendirme: Hedef süre, aslında şu an da uygulanan ama herhangi bir etkisi bulunmayan bir kurum. Dava açtığınız zaman verilen dava tevzi belgesinde davanız için öngörülen hedef süreyi görebiliyorsunuz. Fakat tahmin edilebileceği üzere, bu sürelere uyulmuyor. Daha doğru bir ifade ile, bu sürelere “uyulamıyor.” Çünkü mahkemelerin çok yoğun bir iş yükü var. Bir davanın iki duruşması arasında ortalama 3-4 aylık süreler olabiliyor. Kaba bir hesap ile, 3 ya da daha fazla sayıda celsede görülen bir davanın bir yıl sürmesi söz konusu oluyor.

Böyle bir ortamda hedef sürelere ne kadar uyulabilir? Uyulmaması hâlinde alınacak önlemler nedir? Strateji belgesi bu soruları cevaplayabilecek açıklıkta değil. Kanaatimce, hedef sürede yargılamayı bitirebilmek için mahkemelerin iş yükünü hafifletmek gerekiyor. Şu anki şartlar dahilinde, bunu yapabilmenin yolları ise, dava dışı alternatif çözüm yolları (arabuluculuk, uzlaşma vs) ile bunların kapsamını ve mahkeme sayısını artırmak olabilir.

21- Hâkim/savcı adayları için öngörülen düzenlemeler

Hâkim/savcılığı düşünenleri ilgilendiren düzenlemelerden ilki, hâkim ve savcı yardımcılığı müessesesini getiriliyor olması. Buna göre, hem mesleğe giriş sınavını hem de hâkim-savcılık sınavından ve ardından yapılacak mülâkatlardan başarıyla geçerek mesleği yapmaya hak kazananlar, mesleğe başlamadan önce staj benzeri bir süreç yaşayacaklar. Böylece hem kendilerinin mesleğe hazır olmaları hem de mesleğe girmiş hâkim ve savcılara destek verilmesi sağlanmış olacak.

Bir diğer değişiklik ise, hâkim/savcı adaylarının yazılı sınavın ardından gireceği mülâkatlarda, karşısına çıkacak komisyon ile ilgili. Buna göre, bu komisyon genişletilecek.

Değerlendirme: Mevcut sistemde hâkim/savcı olmak isteyenler, sınav ve mülâkat aşamasını geçtikten sonra staja tâbî tutuluyorlar. Hâkim/savcı yardımcılığı, bu stajdan farklı olarak neleri içerecektir? Adayların nasıl hakları olacaktır? Bu süreçteki sorumlulukları ne olacaktır? Strateji belgesi, bu konuda yapılacak düzenlemelere dair herhangi bir detay içermiyor.

Mülâkat komisyonun genişletilmesi de yine hâkim/savcı yardımcılığı gibi belirsizliklerle dolu bir değişiklik olarak karşımızda duruyor. Örneğin, bu komisyonda kimlerin bulunacağı, veyahut nasıl atanacakları/seçilecekleri, üyelerinin nitelikleri gibi bazı detaylarının açıklanması daha sağlıklı bir yorum yapmamızı sağlayabilirdi. Şu anki hâliyle yapılacak bir yorum pek de sağlıklı olmayacaktır.

Genel Değerlendirme

Yargı reformu, genel itibarıyla günümüz şartlarına uyum sağlama amacıyla yapılan düzenlemeler içermekte. Vatandaşlar olarak içinde bulunduğumuz durumu da gözeterek yapılan bu değişiklikler ile birlikte elde edilmek istenen amaçların oldukça mantıklı ve idealist olduğunu söylemek mümkün. Fakat strateji belgesi, bu amaçları ve hedefleri açıklamak konusundaki cömertliğini maalesef ki yapılacak faaliyetler konusunda sergileyemiyor. Bu belirli amaçlar-hedefler doğrultusunda yapılacak şeylerin hangi vasıtalar ile ve nasıl yapılacağı gibi konularda strateji belgesini yeterli açıklıkta bulamadım. Bu nedenle, öngörülen değişikliklerin yapılıp yapılamayacağı ve amaçlanan hedeflere ulaşılıp ulaşılamayacağı konularında ciddi soru işaretlerinin bulunduğunu söylemeliyim.

yargı reformu strateji belgesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargı reformu ile ilgili bir konuşmasından…

Bu reform paketinin en çok ilgi çeken kısmı, belki de hukuk mesleklerine girişte uygulanacak sınav. Bu sınavın nasıl olacağı, başarısız olanların akıbeti oldukça merak ediliyor. Bununla ilgili yapılacak düzenlemeler de eminim ki birçok kişinin takibinde olacaktır.

Şahsen merak ettiğim bir diğer konu da, yazıda hukuka aykırı olarak bulduğumu belirttiğim konularda olacak. Örneğin, 4. maddede bahsettiğim, bazı hukukî işlem ve sözleşmelerin avukatlar tarafından yapılması. Bu konuda gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonraki süreç, kanun koyucunun bu düzenlemelerle ulaşmak istediği amaca ulaşılmasını sağlayabilecek mi? Bir hukuka aykırılık tespit edilmesi ve konuyla ilgili Anayasa Mahkemesinin inceleme yapması ve hatta aykırılık tespit ederek bu konudaki hükümleri iptal etmesi hâlinde ne olacak?

1- Faydalı değişiklikler

Yargı reformu kapsamında yukarıda açıkladığımız maddeler içerisinde olumlu olarak karşıladığım ve ciddi faydalar getirmesini umduğum düzenlemeler şöyle:

  • İş uyuşmazlıklarında, arabuluculukta işçiye avukat kolaylığı
  • Vatandaşlara hukukî himaye sigortası
  • Yargıya teknolojik destek
  • Hâkim ve savcıların terfilerinde yapılan değişiklikler
  • Suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenlemeler
  • İcra ve İflas Hukukuna ilişkin değişiklikler
  • Hâkimlerin uzmanlaşması

Özellikle işçi-işveren ilişkilerinde kanunun işçiye tanıdığı hakların genişletilmesi, bu ilişkide görece daha güçsüz durumda olan işçinin hakkının layıkıyla savunulması açısından oldukça önemli. Burada verilecek avukat desteğinde işçiye kolaylık sağlanması buna ciddi katkısı olacaktır.

Bununla birlikte hukukî himaye sigortasının da uygulamada ciddi bir yer sahibi olması gerektiği kanaatindeyim. Özellikle de düşük gelirli kişilerin yargı sürecinde daha aktif yer alabilmelerini sağlayabilecek olması nedeniyle, hukukî himaye sigortasının oldukça faydalı olacağını düşünüyorum.

Suça sürüklenen çocuklar konusundaki düzenlemeleri de bir kez daha vurgulamakta fayda var. Burada yapılacak düzenlemeler ile birlikte çocukların yeniden topluma kazandırılması, henüz yaptıklarının sonuçlarını kavramaktan aciz bireyler olarak çocuklar açısından büyük önem arz ediyor.

2- Yanlış/Yetersiz değişiklikler

Reform paketi içerisindeki düzenlemeler içerisinde yanlış ve ya yetersiz olarak bulduklarım ise şöyle:

  • Hukuk alanındaki mesleklere girişte sınav
  • Hukuk fakültesi barajının yükseltilmesi
  • Bazı hukukî işlem ve sözleşmelerin avukatlar tarafından yapılması
  • Belirli bir kıdemin üstündeki avukatlara hususî damgalı (yeşil) pasaport alma imkânı
  • Temyize tâbî hükümlerin sayısının artırılması
  • Asliye ceza mahkemelerinde duruşmalarında savcı uygulamasının geri dönmesi

Mesleğe girişte sınavın ilk etapta faydadan ziyade zararı olacağını yukarıda da açıklamaya çalıştım. Fakültelerin verdiği mezun sayısında bir azalma hedefleniyorsa, bunun şu anda yetersiz eğitim-öğretim kadrosu ve diğer imkânlara sahip fakülteler ile ilgili tedbirlerin alınması suretiyle gerçekleştirilmesinin daha doğru olacağını kanaatindeyim. Bu sağlandıktan sonra mesleğe giriş sınavının düşünülmesi daha doğru bir adım olarak kabul edilebilir.

Üniversite giriş sınavında hukuk fakültesi için uygulanacak barajın, kanaatimce daha da yükseltilmesi gerekirdi. 100 bin barajı, hukuk fakültesi için biraz düşük görünüyor.

Bazı hukukî işlem ve sözleşmelerin avukatlar tarafından yapılabilecek olmasının, sözleşme yapma özgürlüğüne müdahale olarak yorumlanabileceğini düşünüyorum. Bununla birlikte, bu düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu tip işlem/sözleşmeleri yapmak isteyen kişilere, avukat bulma, sözleşme hazırlatma ve ücret ödeme gibi ekstra külfetler yükletilmesini de hakkaniyete uygun bulmadığımı belirtmeliyim.

Belirli bir kıdemin üstünde bulunan avukatlara hususî damgalı pasaport verilmesi ise, bu pasaportun ihdas edilme amacından sapılması nedeniyle yanlış bulduğum bir konu.

Yargıtay’ın iş yükünü hafifletmek amacıyla kurulan istinaf mahkemelerinin bu amacıyla çelişecek şekilde, temyize tâbî hükümlerin artırılıyor olmasını da bu nedenle doğru bulmamaktayım. İstisna olarak, düşünce özgürlüğü ile ilişkili konularda herhangi bir sınırlama olmaksızın temyiz incelemesi gelmesini ise doğru ve mantıklı olarak görüyorum.

Asliye ceza mahkemelerinde duruşma savcısı uygulamasının geri gelmesini ise, bu uygulamanın kaldırılış amacıyla yeniden getirilme amacı arasındaki uyumsuzluk nedeniyle yanlış buluyorum. Eğer Cumhuriyet savcılarının asliye ceza mahkemelerinde duruşmaya girmeleri, işlerini yapmalarına engel olacaksa, bu uygulama şimdi neden tekrar hayata geçirilmek isteniyor? “Savcı sayısındaki artış” bunun için yeterli ve gerekli bir gerekçe midir? Buna ek olarak, asliye ceza mahkemelerindeki duruşmalar, kanaatimce Cumhuriyet savcılarının yer alması gerekmeyen duruşmalardandır. Çünkü savcıların bu duruşmalarda yer alması ve esas hakkındaki mütalaasını vermesi, açıkçası duruşma süresinin uzamasından başka bir şeye yaramayacaktır.

3- Çekinceli değişiklikler

Gerekli özen ve dikkat gösterilerek yasalaşması ve uygulanması hâlinde faydalı olabileceğini düşündüğüm, şimdilik çekinceli yaklaştığım düzenlemeler ise şöyle:

  • Avukatlık ücretinde KDV indirimi
  • Stajyer avukatlara avukat yanında ücretli ve sigortalı çalışma hakkı
  • Kamu avukatlarının ek göstergelerinin düzenlenmesi
  • Avukatların davada kullanacakları bilgi ve belgelere erişiminin kolaylaştırılması
  • Tutuklama kararlarına ilişkin düzenlemeler
  • Hâkimlere coğrafî teminat
  • Hedef süre uygulaması

Burada üzerinde durmak istediğim ilk başlık stajyer avukatlar ile ilgili olacak. Stajyer avukatlığı anlatmaya çalıştığımız yazımızda da belirttiğimiz gibi, avukatlık stajı oldukça koşuşturmalı bir süreç. Bu süreçte stajyer avukat, hem kendi meslekî gelişimi, hem yaşamını idame ettirmek hem de yanında çalıştığı avukatın kendisine verdiği işleri layıkıyla yapabilmek için çok ciddi bir emek sarf ediyor. Bu emeğin karşılığının hem madden hem de mânen verilmesi gerekiyor. Bununla ilgili tatmin edici düzenlemeler yapılması hem uygun nitelikli genç meslektaşların yetişmesiyle kısa vadede, hem de iyi bir temele sahip hukukçuların yargı faaliyetleriyle yer almasının sonucu olarak halkın adalete duyduğu güvenin artmasıyla uzun vadede olumlu sonuçlarını doğuracaktır.

Bir diğer konu ise tutuklama. Tutuklama konusunda standartların çok dikkatli belirlenmesi ve hassas bir şekilde uygulanması çok önemli. Buradaki en ufak bir keyfîyet bile insanların mağdur olmasına yol açabilir. Eğer bu yapılırsa oldukça önemli bir adım atılacağını söylemek mümkün.

Son olarak ise hedef süreden bahsetmek istiyorum. Özellikle medenî yargılamada ifadesini bulan kavramlardan birisi usûl ekonomisi ilkesi. Bu ilke, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede, en az harcamayla yapılmasını açıklıyor. Hedef süre, usûl ekonomisi ilkesinin uygulanabilmesi açısından oldukça önemli. Özenli bir şekilde uygulanması hâlinde çok faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Sonuç

Artılarıyla ve eksileriyle, yargı reformunun genel olarak getireceği yenilikler yukarıda anlattığımız gibi. Bununla birlikte, yukarıda yer almayan başka düzenlemeler de var. Bunları Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve linkini de Giriş kısmında paylaştığım Yargı Reformu Stratejisi isimli PDF dokümanından inceleyebilirsiniz.

Umarım yargı reformu, ülkemiz için iyi sonuçlar doğurur. Vatandaşların hukuka, adalete olan inançlarında son zamanlarda yaşanan azalma, etkisini maalesef çok kötü olarak gösteriyor. Bireysel silahlanma her geçen gün artıyor, buna bağlı olarak neredeyse her gün birçok insan sudan sebeplerle hayatını kaybediyor ya da ömür boyu izini taşıyacak şekilde yaralanıyor. İnsanlar sorunlarını mahkeme önünde çözmek yerine kendisi çözmeye çalışıyor. Bunun önüne geçmek, halkın Türk yargısına olan güvenini yeniden sağlamak, milletimizin geleceği için oldukça önemli ve gerekli.

Atılacak daha çok adım var, ama bir yerden de başlamak gerekiyor. Yargı reformu, bunun için umutlarımızı biraz olsun artıran bazı düzenlemeler barındırıyor. Vatana, millete hayırlı olması dileklerimle.

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
13
İstanbul'da mukim bir avukatım. Mesleğimle ilgili olan/olmayan, ilgi duyduğum birçok konuyla ilgili bildiklerimi, öğrendiklerimi ve içimde biriktirdiğim şeyleri paylaşmak ve bir nebze olsun rahatlamak, özgürleşmek için buradayım. Her türlü soru, görüş ve eleştiri için aşağıda bulunan yorum kanalıyla ve ya e-posta ile ulaşabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin