yarım kalmış bir papatya
yarım kalmış bir papatya

“Sıradan bir pazar sabahıydı. Boynunu havaya kaldırdı, gördüğü tek manzara bulutlar arasında çok sesli merhaba diyen kısık bir güneş ve koca koca ağaçlardı. İçinden “keşke biraz uzun olsam, hiç olmadı şu koca meşenin yarısına gelsem de izleyebilsem karşı köyün son evini, sonra daha çok bulut görebilirdim hem. Ancak yeşil tüllerden bakabiliyorum bulutlara” diye iç geçirdi. Öyle sıradan bir sabahtı onun için. Bakabildiği kadar baktığı, hissedebildiği kadar hissettiği bir gün. Aradan az bir zaman geçmişti ki yeni açmış mavi ortancanın yanındaki çalılıklardan hışırtılar gelmeye başladı. Sonra biraz kendine çeki düzen verdi ve bir insanla göz göze gelmenin heyecanıyla gerdi yapraklarını, çünkü hayatında ilk defa dilini bile bilmediği küçük bir insanla karşılaşmıştı. Küçük elini kaldırdı, toprağından çekip aldı. Artık boyunun uzamasına da gerek kalmamıştı çünkü insanoğlunun elindeydi keşfe hazırdı…”

Elif’in Küçük Misafiri

Eve ne zaman misafir gelse, odasına kendini kapatıp, kitaplarıyla vakit geçirmek istiyordu. Odasının kapısını küçük bir misafir tıklatıyordu bu sefer. İlk başta kapının çalınmasından rahatsız olsa bile, bu küçük utangaç kızı içeri almaktan rahatsızlık duymadı. Sakin, kendi dünyasında hayalleriyle yaşayan bir çocuktu Elif. Misafiri yeni taşınan komşularının kızıydı. Anlaşmışlar, sevdikleri şeylerde ortaklık yakalamışlardı. Kitaplığına göz atmasını, istediği varsa ödünç alabileceğini söylemişti. O ise, annesinin Elif’e aldığı kitabı merak etmişti, Elif ise kitabın yarısında olmasına rağmen kıramayıp verdi papatyanın hikayesini. Ne yazık ki bir hafta sonra yeni komşuları ani ve habersiz şekilde taşınmıştı.

Elif’in İçinde Kalanlar

“Yıllarca merak ettim papatyanın hikayesinin sonunu. Betüller bir hafta sonra taşınınca haliyle kitabım da kızda kalmıştı. Yayın evi çok tanındık olmadığı için bulamadık kitabı, hatta bir zaman sonra her yerde papatya konulu hikaye kitaplarına uzunca bir süre baktım, bulamadığım için takıntım oldu ve artık kitabın sonunu yıllarca farklı sonlarla ben tamamladım. Yaşım 23, halen kitapçılarda sonunu delicesine düşündüğüm papatyanın hikayesini arıyorum.”

Betül’ün Yaşadıkları

“Sıradan bir pazar sabahı kafam dalgındı ve işim de yoktu, kahvaltıyı yaptıktan sonra evde temizlik yapayım dedim. Eski kutularda, bazı anılara hoşça kal demekti amacım. Bazılarında oyuncaklar, bazılarında eski kitaplar gelişi güzel tıkıştırılmıştı. Kısık seste bir şarkı açtım. Açık söylemeliyim ki kutulara kızgınlığım vardı, nedenli nedensiz. Yıllardır kaçtığım sanırım yaşayamadığım çocukluğumla, annemi ve kurmaya çalıştığımız yeni hayatı çağrıştırıyordu. Annemle kaç il gezdik, kaç insan tanıdık bilmiyorum hayatımız hep öz babamdan kaçmakla geçti. Ayrıldıklarında küçüktüm ama anneme ayrılmadan önce uyguladığı şiddeti hiçbir zaman hafızamdan silemiyorum. Birlikteyken evimiz sobalıydı. Kışları üçümüz sobanın olduğu odada birlikte yatardık. Ben televizyon sesinden uyuyamadığım için annem beni başka odada üstümü kat kat örter yatırırdı, seslerini duyardım. Babamın, anneme el kaldırışlarını, annemin sessiz çığlıklarını…

Annem zannetti ki ayrılınca babam onu rahat bırakır, kendimize yeni küçük bir dünya kurar mutlu mesut yaşarız. Bolu’dan çıkışımız da böyle başladı. Birçok il gezdik annemle, kaçtık babamdan. Hayatımızda ne bir düzen ne bir huzur kaldı. Bu kovalamaca yüzünden ne taşındığımız şehirleri ne de insanları tanımaya fırsatım oldu.

Neyse başladım temizliğe, anılar canlanacak elbet. Kutulardan bazılarında eski oyuncaklar, sevdiğim bez bebeğim birkaç eski kıyafet derken ayırdım düzgün olanları. Kitaplarıma şöyle bir göz attım, bazılarını hiç okumamıştım ya da hatırlamıyordum, bir tanesinde “annemin hediyesi, Elif” yazıyordu, gittiğim okullardan birinden kalmaydı herhalde.”

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
24

8 YORUMLAR

  1. Yarım kalmış bir papatya hikayesi… İnsanı okuduktan sonra düşündürten, aslında çok olağan olan şeye bakış açısını değiştiren bir yazı olmuş. Eline, yüreğine, kalemine sağlık.

  2. Anılar, yaşanmışlıklar… Bazılarının beyninin en ücra köşelerinde, bazılarının da kalbinin en derinlerinde.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin