hayat
yasami-duz-bir-cizgide-tutmak

Önceliklerimizin ne olduğunu, ne olması gerektiğini şaşırdığımız bir çağda yaşıyoruz. İşte bu noktada dünyaya nasıl bir bakış açısı ile yaklaştığımız önem kazanıyor. İnsanların aklına ilk olarak ne geliyor bu noktada bilmiyorum ama benim direkt beynimde şairin ”Hepimiz ölecek yaştayız” mısrası yankılanıyor. Kaçımız ölecek yaşta olduğumuzu düşünüyor, kaçımız iki kapılı hanın telaşını yaşıyor? Çağa ayak uyduracağız diye kaçımız hiç olmadığı bir kimliğe bürünüyor, bürünmek zorunda kalıyor? Peki şairin etiyle, kemiğiyle nefret ettiği çağdan bizim çağımız hangi noktada ayrılıyor? Elle tutulur bir yanı var mı çağımızın?

Yeryüzü-dünya-aitlik üçlemesini hayli yanlış anlamış durumdayız. Dünya mı bize ait yoksa biz mi dünyaya aitiz? İşte bu aidiyet sorunu beraberinde birçok soruyu akla getiriyor. Eğer dünyaya ait olan biz değilsek peki bunca birikim, bunca fakirlik, bunca savaş, bunca duyarsızlık neden?

Tüm planlarımız, isteklerimiz, birikimlerimiz dünya üzerine çünkü büyük bir çoğunluk olarak aitlik üçlemesi ilkesinde dünyanın bize ait olduğu düşüncesindeyiz. En fakirinden tutun da Karun kadar zengin olanımıza kadar hepimiz kalp ile alakadar değiliz. Kalben yaşamadığımız gibi yeni bir hastalığın da bulucusu olduk; kalp körü. Keşke ölenlerle şöyle birkaç saat sohbet etme şansımız olsa da bizatihi işitse kulaklarımız pişmanlıklarını.

Cimriyiz tüm benliğimizle. Paralı parasız hiç fark etmeksizin minimalistliği tercih ediyoruz. Sadakanın sadece maddi kısmıyla ilgileniyoruz. Kimse bilgisinin, sevgisinin, hoşgörüsünün, güler yüzlülüğünün sadakasını vermek niyetinde değil. Dolayısıyla da yarım yaşıyoruz her şeyi. Hiçbir etiketi kabul etmiyoruz; ne gururluyuz ne de yardımseveriz en içten.

Babalığımız bir kadeh rakı içene kadar, anneliğimiz bir bahçe köşesine çocuğumuzu bırakana kadar, millet olma duygumuz bir seçim gününe kadar, öğrenciliğimiz sınavdan geçinceye kadar, öğretmenliğimiz mesai saatine kadar, adaletimiz paranın kokusunu alana kadar ve kadar kadar kadar… İşte bu kadar çokken “kadarlarımız” eksik yaşıyoruz her şeyimizi çünkü biz tüm bilgeliğimizle biliyoruz ki dünya bize ait.

Hasılı, olsa da olurlarımız ile olmazsa olmazlarımız fazlasıyla birbirine karışmış durumda. Tüm bu insani değerlerden uzak olan her şeye rağmen diyorum ki; kalben yaşamak olmazsa olmazımız olsun!

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
2

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin