ela gözler
ela gözler

Sahildeyim. Saat altı çeyrek. Henüz etrafta kimsecikler yok. Derin bir nefes alıp denizin kokusunu içime çekiyorum. Şenlendiğini hissediyorum ciğerlerimin. Yürüyor yürüyor ve yürüyorum gri kaldırımlarda. Derken bir banka rast geliyorum. Yaşlı, yıpranmış… Belli ki birçok insanın hikayesine şahitlik etmiş. Sevgililerin isimleri, kalpler, itiraflar, şiirler, dostluklar…

Elim silinmeye yüz tutmuş bir yazının üzerinde geziniyor.

“Peki, insanlar nerede? Dedi küçük prens.”

İnsan kendini çölde çok yalnız hissediyor. “İnsanların içinde de öyle hissedersin.” dedi yılan. Arada pek fark yoktur.” (Küçük Prens) 

Sahi neredeydi bu insanlar? Neden yalnızdım? Yalnızlaşmış mıydım yoksa yalnızlaştırılmış mıydım?

Soruların yanıtlarını bulamayacağımı hissettiğimde başımı göğe kaldırıyorum. Güneş tüm parlaklığıyla doğmaya başlamış, beraberinde gökyüzünü pembe bulutlar kaplamış. Gökyüzünün bu halini çok sevdiğimi fark ediyorum. Bana çocukken yemeyi çok sevdiğim pamuk şekerleri anımsatıyor. Hafif bir ürperti geçiyor bedenimden, bir an çocukluğuma dönüyorum sanki. O zamanlar da çok severdim gökyüzüne bakmayı. Bulutlarda uzandığımı hayal ederdim, üzerlerinde uyuduğumu, zıpladığımı, sallandığımı… İnsanların yukarıdan nasıl göründüğünü merak ederdim. Bazen bulutları bir mısır patlağına benzetirdim bazen de minik bir kediye, köpeğe…

Bir telaşlı polis sireniyle hayal dünyama, çocukluğuma ara veriyorum. Fark ediyorum ki geçen süre zarfında etraf kalabalıklaşmaya başlamış. Martıların sesi, bacasından duman çıkan vapurlar, balığa çıkmış balıkçılar, korna sesleri…

Şehir tekrar canlanmaya başlamış. Herkesi bir yere yetişme telaşı sarmış. İnsanları incelemeye başlıyorum. 1.70 boylarında 24-25 yaşlarında lacivert takım elbiseli bir elinde deri çantası diğer elinde telefonu olan bir adam… Seri adımlar atıyor, adımlarıyla orantılı göğsü hızla inip kalkıyor. Gideceği yere geç kaldı herhalde diye geçiriyorum içimden. Gözüm başka birine takılıyor. Üzerinde siyah pantolon, beyaz tişört ve bordo sırt çantası, okuluna yetişmeye çalışıyor muhtemelen. Derken bir hayli insanı incelediğimi fark ediyorum. Acıktığımı hissedip köşedeki direğin yanına tezgâh açmış simitçiye doğru hareket ediyorum. Az önceki banka geri dönüyorum bir simit alıp. Bitirmek üzereyken bir ufaklık çekiyor dikkatimi. 7-8 yaşlarında, boyu yaşıtlarına göre uzun bir erkek çocuğu. Saçları 3 numara kesilmiş, ela gözlü, esmer… Üzerinde koyu yeşil bir kazak, siyah pantolon, kenarları yırtılmaya başlamış bir ayakkabı ve elinde içi peçetelerle dolu siyah bir poşet…

Bir türlü gözlerimi o ela gözlere sahip çocuktan çekemiyorum. Bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum. Dikkatini çekmiş olacağım ki bakışlarımız buluşuyor. Kahve gözlerim onun bal rengi gözlerinde kayboluyor. Sonra yanağı kıpırdıyor, tebessüm etmeye başlıyor. Karşılık vermemden cesaret almış olacak ki tebessümü kocaman bir gülümsemeye dönüşüyor. Ben de aynı şekilde gülümsemeye çalışıyorum lakin benim gülümsemem onunki gibi sahici değil. O saf, katıksız, sevgi dolu bir çocukken ben kalbi kötülüğün limanlarına demir atmış, yavaş yavaş hurdalaşmaya başlamış bir kadınım. Ela gözlü bu çocuğun beni neden bu kadar etkilediğine karar veremiyorum. Ellerinde tuttuğu siyah, içi peçetelerle dolu poşeti mi, insanın baktıkça bakası gelen ela gözleri mi, gülünce her iki yanağında da beliren gamzeleri mi yoksa omuzlarında ki onca yüke rağmen kötülüğün bulaşmadığı o muhteşem gülüşü mü?

Beni sarsan bunca düşünce arasından zor da olsa gözlerimi çekmeyi başarabiliyorum.  Ne kadar süre geçtiğini kavrayamıyorum. Bakışlarım etrafa kayıyor. Güneş tepe noktasına ulaşmış, artık bir hayli kalabalıklaşmaya başlamış etraf. Oltasını alıp gelmiş birkaç adam. Son kez ela gözleri arıyor gözlerim. Bakıyorum… Ama hiçbir yerde rastlayamıyorum. Gitmiş olmalı…

Son kez denize çeviriyorum bakışlarımı, gözlerimin hırçın dalgalarla savaşmasına izin veriyorum. Ciğerlerim bayram etsin istiyorum. Derin bir nefes çekiyorum, kaçtığım beton yığınına tekrar dönmeden önce…

Helal!
Helal! Bayıldım! Haha! Vay be! Üzüldüm! Kızdım
441

4 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin